KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Bakanım, hoş geldiniz; sizi ve heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tekrara girmeden birkaç mevzuda görüşlerimizi belirtmek ve dikkatinizi çekmek istiyorum.

Tabii, bugün TÜİK enflasyon verileri açıklandı ve beklenen enflasyona göre yapılan asgari ücret zammının aslında nasıl bir zulüm olduğu bir kere daha ortaya çıkmış oldu çünkü beklenen zam, enflasyona göre verilen zam pratiği karşılamadı ve bunu telafi edecek bir ara zam da verilmedi. Oysa geçmişte yıllarca ara zam verildiğini biz çok iyi biliyoruz, hatırlıyoruz ve ekonomi yönetimi zaman zaman bazı siyasetçilerin de söylemekten kaçınmadığı bir şekilde akla ziyan bir teze bütün Hükûmeti ve iktidarı ikna etti. O da "Asgari ücretliye, emekliye, memura zam yapılırsa enflasyon artar." Bu katiyetle yanlış bir teşhistir, tedavi de buna göre yanlış gitmektedir. Bizim sizden, Sayın Vedat Işıkhan'dan beklentimiz; emeklinin, asgari ücretlinin, memurun sesi olmasıdır yoksa ekonomi yönetiminin akla ziyan, ekonomi pratiğine ters bu tezine teslim olması değildir.

Bakınız Türkiye'de arz tarafında maliyet tarafından kaynaklı bir şekilde yüksek enflasyon söz konusudur. Yani burada enflasyonu artıran şey vatandaşın harcama isteği ve hevesi değildir; ürünlerin maliyetleri ve girdileridir. Az sonra bir vesileyle gıda enflasyonuna da değineceğim. Maliyetleri düşüren bir yaklaşım sergilemediğiniz müddetçe siz enflasyonu kontrol altına alamazsınız.

Şimdi "Yaparsa AK PARTİ yapar.", "Yapılmışı var." gibi çok sevilen sözler var. Size hatırlatmak istiyorum, siz de lütfen Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın Mehmet Şimşek'e bu anekdotlarımızı iletiniz: Sayın Cumhurbaşkanı Başbakan, dönemin ekonomi yönetiminin başında Sayın Ali Babacan var. 2004 yılından bahsediyorum; 2004 yılında gerçekleşmiş enflasyon yüzde 9, asgari ücretliye verilen zam yüzde 37,5. Gerçekleşmiş enflasyonun 4 katı... Birtakım iktisatçılar kıyameti koparırken o günkü iktidar, o günkü ekonomi yönetimi bu kararın arkasında duruyor. Peki, 2005 yılında enflasyon sizce kaç oluyor Sayın Bakan? Yüzde 7,7. 2 puan daha, yüzde 25 düşüyor. Demek ki emekliye, asgari ücretliye verilen zam enflasyonun sebebi değildir, olamaz. İkinci bir örneği verelim, öyle bir kere denenmiş, faiz indirimi gibi sonra pişman olunmuş, maliyetini bütün devletin, milletin ödediği bir örnek değil. 2008'de aynı olay bir daha yaşanmış. 2008 yılında enflasyon yüzde 10 olarak gerçekleşiyor, asgari ücretliye yüzde 19,8 zam yapılıyor. Peki, 2009 yılında enflasyon ne oluyor? Yüzde 6,5. Asgari ücretliye enflasyonun 2 katı zam veriliyor, ertesi yıl enflasyon yüzde 35 düşüyor. Demek ki neymiş? Hukuk, adalet, özgürlük varsa, adamcılık yoksa, adam kayırmacılık yoksa, şebekeler suç örgütleri devlete musallat olmamışsa, devletin kurumları bu suç örgütlerine göz yummuyorsa enflasyonun 4 katı zam verirsin, enflasyon yüzde 25 düşer; enflasyonun 2 katı zam verirsin, enflasyon yüzde 35 düşer. Bunları sizin o masada anlatmanızı istiyoruz. Bu yargı düzeniyle beklenen enflasyonun yarısı kadar zam verseniz yine enflasyon düşmez. Bu anlayışla yine düşmez. Bu çürümüşlükle, bu nepotizmle, bu bürokrasinin kafasına kadar bu çukura gömülmesiyle enflasyon yine düşmez. Maliyeti en az maaş alan emekliye, asgari ücretliye, dar gelirliye yüklemeyin lütfen.

Arkadaşlarımız değindiler, tekrara girmek istemiyorum. Tabii ki bu arada bir örnek daha vereyim: Aynı dönemde 2002'den 2013'e kadar petrol 20 dolardan 150 dolar artmış ama enflasyon tek hanede düşmeye devam etmiş. Bugün petrol 70'ten 110'a geldi, herkesin eli ayağı bağlandı. 20 dolardan 150 dolara 7,5 kat. Buyurun, Sayın Erdoğan Başbakan, ekonomi yönetimi AK PARTİ'de, uzaydan gelen ekiplerden bahsetmiyoruz, bir bakın, nerede hata, ne yapılıyor? 7 kat petrol geliri artışını göğüsleyebilen bir ekonomiden yüzde 50'lik bir artışla eli ayağı birbirine dolanan ekonomi yönetiminde ne yanlış gitti, ne eksik gitti, hangi noktada, hangi kırılmalar yaşandı? Ama sonuçta bedelini millete ödetiyorsunuz, asgari ücretliye, emekliye ödetiyorsunuz.

Kademeli emeklilikle ilgili arkadaşlar anlattılar, sadece hatırlatmakla yetiniyorum. Staj ve çıraklık dönemindeki taleple ilgili ve keza BAĞ-KUR ve 3600 ek göstergeyi hatırlatıyorum. Bir yakınım İsveç'te yaşıyor. Bu yaz sordum, emekli maaşın ne kadar? Misal "100 lira." dedi, "Bir de Alman sigorta kurumu bana ayda 18 euro ödüyor." Allah Allah dedim, ya sen kırk yıldır İsveç'te yaşıyorsun, Alman sigorta kurumu sana niye 18 euro ödüyor? "Ben ilk Avrupa'ya gittiğimde bir yıl Almanya'da çalışmıştım. İsveç hukukuna göre emekliliğim kesinleşince bana mektup yazdılar. 'Bulunduğun ülkenin hukukuna göre emekliliğin kesinleşti. Bizde de bir yıl emeğin vardı.'" 18 euro her ay maaş ödüyorlar. Ya, bu anlayış aslında emeğin zayi edilmemesi kadar, meselenin emekliye ödenen rakam, emeklinin emekliliğinin hangi tarihte kabul edilmesiyle ilgili değil, meselenin ülkenin genel yönetim kalitesiyle ilgili olduğunu ortaya koyuyor.

Şimdi, iki noktayı daha ifade edeceğim: Vallahi, bu noktada yanlış anlamayın, belalarınız gibi takip ediyorum ama bir işe de yaramıyor. Gerçi, 13 Ekimde toplantı yapmışsınız herhâlde bütçe geliyor, Emin Bey üç yıldır gelip hatırlatıyor, yine hatırlatabilir diye. Nisanda yapmanız gereken toplantıyı 13 Ekimde yapmışsınız ama yine yetersiz. Neyi kastediyorum? Sayın Cumhurbaşkanının, kökü 2010 yılına dayanan, 2018'de ve 2024'te güncellenen mevsimlik tarım işçileri genelgesini uygulamıyorsunuz Sayın Bakan. Görevinizi ihmal ediyorsunuz. Bakın, bu genelgenin ilgili maddesine göre tam 12 Bakanlığın koordinasyonundan sorumlusunuz ve yılda en az bir toplantı yapmak zorundasınız. Benim -utanç verici bir şey, burada hangi bürokrat varsa umuyorum bunun bedelini öder- soru önergeme yedi yüz kırk dört gün sonra cevap verdiniz, yedi yüz kırk dört gün sonra. Bunu yapan arkadaşı şiddetle kınıyorum. Bana verdiğiniz soru önergesinin cevabı, o da zaten laletayn bir cevap. 14 Şubat 2025'te bir toplantı yapılmış, 13 Ekim 2026'da da siz yaptınız. Üç yılda en az 3 toplantı yapmanız gerekirken 2 toplantı yaptınız. Ve yapay zekâyla akraba olduk, artık mevsim yazdım mı adam bana her şeyi getiriyor, hiç sormama gerek kalmadan. Tek tek bütün bakanlıkların faaliyetlerini açık kaynaklardan araştırıyoruz; sadece 5 ilde ve 5 bakanlığın çalışması var. Diğer 7 bakanlık niye görevini yapmıyor? Aile Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, "X" bakanlığı, "Y" bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı sadra şifa değil, birer numune çalışma yapmış.

Diğer taraftan, 22 ilde çalışma yürütülmesi gerekirken bu çalışmalar da 5 ya da 6 ille sınırlı kalmış. Yahu, Sayın Cumhurbaşkanının talimatlarını niçin yerine getirmiyorsunuz? Keşke imkânım olsa bizzat kendisine sizi şikâyet edebilsem. Ya, üç yıldır Allah rızası için şu genelgenin gereğini yapsanız trafik kazasında ölen, çamurun içinde kalan, alacak verecek meselesinden kavgalı olan ve -sonuçta, az sonra söyleyeceğim- gıda enflasyonuna etkide bulunan mevsimlik tarım işçilerinin vallahi hiçbir sorunları kalmaz ama yapmıyorsunuz. Yani Tayyip Bey'e ulaşamayacağına göre sizi Allah'a havale ediyorum.

Son konu, üç yıldır burada her bütçede ifade ediyorum ama dönüp bakmıyorsunuz; gıda enflasyonunda tarım işçiliğinin etkisi. Sayın Bakan, defalarca kez burada yalvardık, bir sürü programınız var; Avrupa Birliğinden programınız var, Hazineden programınız var, Bakanlığınızın bütçesi var. El emeğiyle ekim, dikim ve hasat yapılmak zorunda kalınan başlıklarda çiftçiye tarım işçiliği desteği veriniz dedik, bunu İŞKUR'la TYÇP bünyesinde veriniz dedik ama hiç dönüp bakmıyorsunuz. Şu anda yevmiye en az 1.400 lira. Şu anda lütfen araştırın -özellikle meyve bahçeciliği yapan yerlerde- ben Mersin ve Adana'dan size onlarca örnek verebilirim; zeytini toplamak zeytinden pahalı. Bu yıl kirazı toplamak Afyon'da kirazdan pahalı. Narenciye toplanmıyor, bahçede kalıyor. İnovatif yaklaşımlar da yok bu ürünlerin ilaç, kimya, kozmetik alanında değerlendirilmesiyle ilgili; dün Sanayi Bakanımıza da ifade ettim.

Sayın Bakanım, tarım işçiliğini destekleyen bir programı açıklarsanız gıda enflasyonuna da kaynağında önemli bir müdahale yapmış olursunuz. Üç yıldır söylemiyoruz, gıda enflasyonunda söylüyoruz, dinlemiyorsunuz; hâlâ dünyada ilk beşteyiz; bizi dinlemiyorsanız hiç olmazsa bu verilere bir kıymet atfedin diyorum.

Teşekkür ederim.