KOMİSYON KONUŞMASI

HEVAL BOZDAĞ (Ağrı) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ya, aslında buradaki konuşmaların ortak noktası çok da iyi gitmiyor, bir şeyler yolunda gitmiyor ve bunun zorluklarını da aslında geniş halk kesimleri çekiyorlar, emekçiler çekiyor, işçiler çekiyor -Çalışma Bakanlığısınız- çalışanlar çekiyor; siz çalıştırıyorsunuz. Şimdi, belli tespitleri doğru yapmak lazım ve onun üzerinden konuşmak lazım ama açmayacağız tabii ki burada. Bir defa nasıl bir konumdayız, net olarak ortaya koymak lazım. Asgari ücret ne kadar? Bir insan ne kadar ücret alıyor çalıştığı süre boyunca? Ne kadar süre çalışıyor? 28 bin liraya çalıştırıyorsunuz Sayın Bakan. Bu ülkedeki çalışanların yüzde 50'sinden fazlası bu ücretler dolayında ücretler alıyorlar şu anda. En düşük emekli maaşı 23 bin lira, bunları net tespit edelim. Açlık sınırı 38 bin lira, yoksulluk sınırı 123 bin lira. Şu anda işsizlik oranınız yüzde 8,5, geniş tanımlı işsizlik yüzde 30 olarak tarifleniyor; durumumuz bu aslında. Yani buradaki bütün konuşmalar sonuç itibarıyla bu parametrelerin iyileştirilmesi için, düzeltilmesi için aslında önerileri, eleştirileri size iletmekle yükümlü konuşmalar. Siz, çalıştırma Bakanısınız, nasıl çalıştırıyorsunuz? Aç çalıştırıyorsunuz, bu durumda; bunu tespit edelim. Nasıl çalıştırıyorsunuz? Köle gibi çalıştırıyorsunuz, kölelik koşullarında çalıştırıyorsunuz; bunun da tespitini yapalım. Şimdi, ortalama emekli maaşı açlık sınırında, haftalık kırk beş saatten fazla çalışıyoruz ve en çok çalışan ülkelerden biriyiz Avrupa bölgesinde. Büyük patron sizsiniz, bir kere bunun tespitini de doğru yapalım. Eğer siz izin vermezseniz işveren ya da diğer bir patron işçiye, emekçiye, memura bu şekilde davranamaz; bir kere bunun tespiti bu şekilde yapılmalı.

Ben daha çok işçi ölümleri, evet, iş cinayetleri, işçi cinayetleri, meslek hastalıkları üzerine konuşmamı sürdürmek istiyorum. Çalışıyoruz ama bu parametreler düzelse dahi hangi koşullarda çalışıp hastalanmadan, ölmeden çalışabilmemizin yolunu nasıl bulmalıyız ve sizin buradaki hatalarınız, eksiklikleriniz neler? Nasıl bir düzenin içerisindeyiz? Şimdi, dört saatte 1 işçi ölüyor bu ülkede, kayıtlı, sigortalı işçi; kayıt dışı ölümler, kayıt dışı çalışmalar, bunların hiçbiri bu hesap içerisinde yok. Meslek hastalıklarında da 2025 SGK verisi olarak sizin tespitiniz "916 kişi meslek hastalığına yakalanmış." Dünya Sağlık Örgütü ne diyor, Uluslararası Çalışma Örgütü bu konuda ne diyor; ona bakmak lazım. Deniyor ki: "Her yıl, her bin çalışan arasında 4 ile 12 kişide yeni bir meslek hastalığı tespiti yapılması gerekir." Ülkedeki çalışan nüfusa baktığımız zaman bu durumda 100 binleri bulan bir meslek hastalığı tanısı konulması gerekir iken bugün sizin açıkladığınız 916 kişi, bunu nereye koyacaksınız? Meslek hastalıklarının tanısını koyamıyorsunuz. İşçiler, emekçiler çalışırken hastalanıyorlar ve maalesef ki siz atlıyorsunuz. Meslek hastalıklarına bağlı ölümler ise hiç belirtilmemiş, SGK sıfır olarak gösteriyor. Bunu nasıl açıklayacaksınız? Yani bunu açıklamanız lazım, herkes bahsediyor ama sizin buna cevap vermeniz gerekiyor Sayın Bakan. Mesleki kanserlerden ölümlerin sayısı nasıl olur da sıfır olur? Bakınız, ben size TÜİK verileri ve dünyanın kanserler konusundaki parametreleriyle ilgili bir ölçü koyacağım ortaya. TÜİK'e göre tüm ölümler içerisinde kansere bağlı ölümler yüzde 16,1. Bakınız, bu 2025 yılı içerisinde 491 bin 684 kişi ölmüş, bunların yüzde 16,1'i kansere bağlı ölümler olarak açıklanıyor. Yani 79.161 kişi kanser nedeniyle ölmüş. Şimdi mesleki kanserlerin bu kanserler içerisindeki payı ne diye baktığımızda Uluslararası Çalışma Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü diyor ki: "Bu ölümlerin en az yüzde 4'ü ile 10'unun mesleki kanserlere bağlı olması gerekiyor." Şimdi, bu durumda 79 bin kişi içerisinde nereden baksanız 4 ve 8 bin arasında mesleki kansere bağlı ölüm var. Bakınız çok açık ortada, daha fazla da olabilir tabii ki. Peki niye atlıyorsunuz? Şimdi, mesleki kanserler hemen açığa çıkmıyor, maruz kaldıktan on beş, kırk yıl sonra açığa çıkabiliyor, istatistiklere hemen yansımayabiliyor ama bunu takip etmekle sorumlusunuz ve bunu tanısını koymak zorundasınız. Meslek hastalıkları hastanelerini kapatmasanız bu dal uzmanlıkları belki bu konuya daha fazla eğilebilir, daha fazla farkındalık yaratabilirler ve belki size çözüm önerileri sunabilirlerdi ama siz bu noktada değilsiniz.

Bunun dışında, meslek hastalıklarına bağlı ölümler de var Sayın Bakan, meslek kanserlerinin dışında meslek hastalığına bağlı ölümler var yani henüz kanser olmadan önce de ölebiliyorsunuz. Nedir onlar? İşte, mesela, aşırı stres ve uzun çalışmaya bağlı kalp hastalıkları; yine, silikozise, asbeste maruz kalmaktan dolayı akciğer hastalıkları; kurşuna, cıvaya, kroma, ağır metallere maruz kalmaktan dolayı zehirlenmeler ve organ yetmezliğine bağlı ölümler; tarım çalışanları, hayvancılıkla uğraşanlar, enfeksiyonlar, şarbon, bruselloz ve yine tüberküloza bağlı ölümler söz konusu ve bunlar da bir ülkedeki iş kazalarından doğru ölümlerden doğru ölümlerin en az 2 katı kadar bir rakama tekabül etmek durumunda uluslararası standartlara göre. Yine, bu da en az 4 bin kişinin mesleki hastalıklara bağlı öldüğünü gösteriyor ki bu durumda toplamda hem mesleki hastalıklara bağlı ölümler ve kanserlere bağlı ölümler toplamda 8-12 bin gibi bir rakam ediyor. Siz SGK'nin sıfır rakamını nasıl açıklayacaksınız?

İşçi sağlığı ve güvenliği konusunda çalışmıyorsunuz, konuyu sermayeyi bıraktınız. Bu konuyla ilgili yaşayacağınız zararı, bunun maliyetini ne sermaye sahipleri ne de devlet karşılamak istemiyor. Bu yüzden de işte, 6331 sayılı bir Yasa çıkardınız, durumu OSGB'lere pasladınız; onlar da sermayeye ve işverenlere yapısal, mali ve hukuki destek sağlamaktan öteye gitmiyorlar, böyle bir model olarak karşımıza çıktı. İşveren, iş güvenliği uzmanının ve iş yeri hekiminin maaşını ödüyor, daha sonra siz istiyorsunuz ki, diyorsunuz ki iş güvenliği uzmanına veya hekime "Bu işverenle ilgili ve bu iş yeriyle ilgili bana raporlar sun. Bu iş yerinde düzenli gitmeyen bir sorun varsa bunun karşılığında üretimi durdur." Bunu kim yapar, hangi biri yapabilir, hangi güvenceyi onlara tanıyorsunuz da bunu yapsınlar? Bunu gerçekleştirmiyorsunuz, o yüzden de İSG konusunda denetim eksikliği var, koruma sorumluluğu yerine gelmiyor. Piyasa bu konuda karar alıcı mekanizma olamaz, burada devlet sorumluluğunu tekrardan hatırlamalı Sayın Bakan, hatta siz de yapmayın bu işi, işçilere devredin. Bakınız Sayın Bakan, bir iş yerinde, bir fabrikada işçiler kendileriyle ilgili riskleri kendileri denetlesinler, önlemlerini de kendileri alsınlar, hatta neyi üreteceklerine de kendileri karar versinler. Böylece belki toksik maddelere maruz kalmazlar, kaçıncı katlardan düşüp ölmezler yani bence bir işçi öz yönetiminde bir fabrika çok iyi bir fikir olabilir çünkü bu konuda ne devlet ne sermaye, piyasa düzeni bugüne kadar üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmedi. Biraz önce Sayın Bakırlıoğlu anlattı, iş kazaları çok yüksek oranlarda artmış durumda görünüyor.

Şimdi, burada Soma'dan bahsedildi, ben de aynı konudan bahsedecektim. Daha denetlemeden önce "Denetleyeceğiz." diye haber verirseniz onlar da riskli olan alanları eskimiş bezlerle, muşambalarla kapatırlar ve "Burada çalışılmıyor." levhası asarlar, gelen denetçilere de orada herhangi bir iş yürütülmediğini söylerler ve daha sonra da 5 kişinin canına mal olan iş cinayetleri yaşanır.

Süremiz çok az, sizi bulmak da zor, soru önergelerimize cevap bulmak çoğu zaman zor.

Bir diğer konu da aslında sizin araştırma konularınız içerisinde olan engelli vurgusuna dikkat edin lütfen. Engelli çocuğa sahip anne ve babalarda depresyon, zihinsel engelli çocuğa sahip annelerin sorunları, onkolojide tükenmişlik, onkoloji hastalarının yakınları. Bakınız, bu konuda geri ödemeyle ilgili bile dahi bir adım atsanız birçok şeyi çözmüş olacaksınız. Sizin bünyenizde Sağlık Bakanlığı... Bakınız, Türkiye ilaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu "Ben onaylıyorum, ruhsatlandırıyorum." diyor ama geliyor, sizin komisyonunuza takılıyor ve sizin komisyonunuzda Sağlık Bakanlığının dışında Çalışma Bakanlığı var, bir de Maliye Bakanlığı var. Eğer Sağlık Bakanlığı onay veriyorsa ya siz engelliyorsunuz ya Maliye Bakanlığı engelliyor. Bunun da cevabını sizden rica edeyim.

Engelliler konusunda daha farklı şeyler de söylemek istiyordum ama...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN YEGİN (Ankara) - Doğal süreci böyle.

HEVAL BOZDAĞ (Ağrı) - Engelli emekliliği önemli bir konu, bugün de gündemde, hakları yeniliyor, engelli emeklilerin hakları yeniliyor.

Lütfen sorularımıza da cevap rica edelim, bu sıfır rakamını, sıfır rakamını...