| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 03 .11.2026 |
İSKENDER BAYHAN (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.
Hazirunu selamlıyorum.
Çalışma demek emek demektir Sayın Bakan, biraz Türkçe bilen herkes bunu da bilir ama sizin 22 sayfalık sunumunuzda tek bir yerde emek kavramı geçiyor yani işin daha abcsinde sermayenin safında durduğunuzu ilan ediyorsunuz. Onun için de estirdiğiniz sermaye terörü açısından tam bir itirafname hazırlamışsınız, eksiği var, fazlası yok. Ucuz emek sömürüsü yoğunlaşacak, MESEM'ler çoğalacak, çocuk emeği ve genç iş gücü sömürüsü artacak, fabrikalarda baskı, mobbing, aşağılama sürecek, iş cinayetleri, çocuk işçi ölümleri çoğalacak yani özcesi "Sermaye terörü büyüyerek devam edecek." diyorsunuz. Bakın, sunumunuzda "Türkiye'de yaklaşık 2,5 milyon iş yeri var." diyorsunuz, bunların 1 milyonu tehlikeli ve çok tehlikeli durumda. Hem "Bu işyerlerinin bir fiil denetlenmesi mümkün değil." diyorsunuz hem de iş müfettişlerinin sayısını sürekli düşünüyorsunuz. Şimdi de 875'e düşürmüşsünüz, bir de bunun için takdir bekliyorsunuz. Raporlarınızda 5.573 denetim yaptığınızın bilgisi var, 1.549'unda ceza önermişsiniz yani bu orana göre bile mevcut işyerlerinin yaklaşık üçte 1'inde suç işleniyor. Bu arada, büyük holdinglerin, tekellerin kapısından bile içeri girmiyorsunuz ya da giremiyorsunuz. Yani, ben "Sermaye teröründen geçilmiyor." diyorum, siz de "Doğrudur, bu devam edecek." diyorsunuz.
Peki, sermaye terörü belgenizde olmayan neler var? Çok önemli birkaç başlığı hatırlatayım. İş cinayetlerinde ölen işçi kardeşlerimiz ve iş cinayeti davaları yok. Verdiğiniz sendika yetkilerine itiraz davalarının bilgisi bile yok. Grev ve toplu sözleşme haklarından yararlanabilen işçi sayısı yok. Açlık ve yoksulluk sınırı istatistikleri yok. Size bir önerim var Sayın Bakan, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ'in saray dostu yöneticileriyle bir lüks restoranda bulunun, işçilerin, halkın parasıyla yiyip için, o arada bütün bu istatistikleri size versinler, eksik de olsa onlar da var, belki ilginizi çeker. Bakın, 2002 istatistikleriyle oynayıp durmuşsunuz ama işçilere gelince, işçilerin sendikalaşma oranına gelince 2013'ü temel almışsınız. Onu da niye diye düşündüm, 2002'yi temel niye almıyorsunuz diye düşündüm. Baktık ki o zaman sendikalaşma oranı yüzde 59'larda görünüyor, sakın bunun için olmasın? Ama aynı cümlede kamu emekçilerine gelince veri başlangıç tarihi yine 2002 olmuş, hem de bunu aynı paragrafta yapıyorsunuz. Oysa sendikalaşma oranı sizin kayıtlarınıza göre bile üç yıldır geriliyor, yüzde 15,22'den yüzde 13,8'e düştü. Gerçek şu ki 100 işçiden 94'ü sendikasız. Sizin gibilerin yüzünden istatistik bilimi tarihe yalancıların bilimi olarak geçti.
Gelelim dilinizden düşürmediğiniz sosyal diyalog meselesine. Bunu da kimden öğrendiniz, nasıl öğrendiniz bilemiyorum ama yanlış öğrenmişsiniz. "Çağdaş, modern çalışma düzeninin esası." deyip duruyorsunuz. Ya, bu laflar iki yüz elli yıldır kapitalistlerin, burjuva iktisatçıların, sosyologların, burjuva siyasetçilerin ve sendika bürokratlarının ağlarının dilinden düşürmedikleri laflar ya, pişirip pişirip önümüze getiriyorsunuz. Madem sosyal diyaloğa çok meraklısınız, Bakanlığınızın kapısına gelen ve işçi katliamlarının hesabının sorulmasını isteyen aileleri, aylarca ücretini alamayan ya da sendikaya üye oldukları için işten atılan işçileri niye içeri almıyorsunuz? Grev alanlarına niye gitmiyorsunuz Sayın Bakan? Kademeli emeklilik isteyenlerle, çırak ve staj mağdurlarıyla, "Mezarda emeklilik istemiyoruz." diyenlerle, onların temsilcileriyle niye görüşmüyorsunuz? Kapınıza kadar gelip eylem yapıyorlar, randevu bile vermiyorsunuz. Yoksa sosyal diyalog deyince aklınıza foncular mı geliyor, onlarla mı sosyal diyalog yapıyorsunuz? Onun için sosyal diyalog nutuklarını bırakın, emeğin kanını emen ve adına sermaye denen vampirin borusunu öttürmekten vazgeçin.
Sayın Bakan, sunumunuzun 16'ncı sayfasının sonu ile 17'nci sayfasının başlangıç bölümünü neden okumadınız? Neden yapmadınız merak ediyorum, orada şöyle yazıyor: "Mevcut emeklilerimize ve gelecek nesillere karşı sorumlu ve dikkatli bir şekilde adım atmak durumundayız. Sosyal güvenliğin dengesini bozacak herhangi bir konu gelecek nesillerimize, gençlerimize ve en fazla da mevcut emeklilerimize zarar veriyor." Bu bölümü niye es geçtiniz Sayın Bakan?Emekliliğe ve emeklilere düşman olduğunuzun anlaşılmasını istemiyor musunuz yoksa? Ulusal istihdam strateji planınızda emeklileri ölene kadar çalıştıracağınızı siz kendiniz söylüyorsunuz ya da 7538 sayılı Kanun'la engellilerin emeklilik hakkını gasbettiğinizi siz söylüyorsunuz. Geçen yıl bu Komisyonda, size on binlerce işçinin imzasıyla barajsız sendika, yasaksız grev ve güvenceli işi içeren bu başlıkta bir kanun teklifi getirmiştik, ne demiştiniz? "Bize sunmayın, kendi masanızın üstünde bırakın." Meclis kayıtlarına böyle geçti. Emek karşısındaki gerçek tutumunuz aslında budur, onun için bir kez daha diyoruz ki: Böyle düşünen bir Bakanın o koltukta bir gün bile oturmasını istemiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)