KOMİSYON KONUŞMASI

SELMA ALİYE KAVAF (Manisa) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli katılımcılar; bütçeler genellikle rakamlardan oluşan tablolarla okunur, ben bugün bütçeyi 4 hanenin kapısını çalarak okumak istiyorum çünkü her bir rakamın arkasında bir kapı, her kapının arkasında insanca yaşamayı hak eden hayatlar var.

1'inci kapı, emeklinin kapısı. En düşük aylıkla geçinen bir emekli 23.552 lira alıyor. Bu aylık, 4 kişilik bir hanenin mutfağını ancak ayın 19'una kadar idare eder, ev kirası, yakıt, elektrik, su, eğitim hariç. Geçen hafta "Bütçeye emeklilerimizle ilgili belli bir rakam koyduk." dediniz, o kapıdaki emekli bu rakamı merak ediyor, biz de merak ediyoruz. Bugün bu rakamı öğrenebilecek miyiz? Bayram ikramiyesi 4 bin lirada duruyor, 2018'de asgari ücretin yüzde 62'siydi, bugün yüzde 14'ü. Orta vadeli programda 2027'nin üçüncü çeyreğine "Hakkaniyeti ve aktüeryal dengeyi önceleyen bir düzenleme..." diye yazılmış. Emekli, bir aktüeryal denge tablosundan ibaret değildir. Emeklilik yaşına ya da aylık oranlarına dokunulacaksa bunun önce burada, Mecliste konuşulması gerekir.

2'nci kapı, organize sanayide asgari ücretle çalışan bir işçinin kapısı. Yılbaşından eylül sonuna kadar alım gücünün beşte 1'ini kaybetti, kazancı bugün açlık sınırının yüzde 74'ünde, bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 49 bin lirayı geçti. Aynı bütçede 2027 için gelir vergisinden 5,5 trilyon, kurumlar vergisinden 2,2 trilyon lira bekleniyor, kurumlara tanınan istisna ve indirimlerin bedeli ise 1 trilyon 79 milyar lira. "Çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz." sözü bu kapının önünde hâlâ cevabını bekliyor.

3'üncü kapı işsizin kapısı. Diplomasıyla iş arayan bir genci düşünün. Geçen yıl bu salonda yılda ortalama 600 bin yeni istihdam sözü verildi, kendi programınıza göre 2026'daki artış 13 bin kişi. Eylülde işsizlik yüzde 8,4'e, gençlerde yüzde 19,8'e çıktı, geniş tanımlı işsizlik yüzde 31. Yalnızca bir ayda 198 bin kişi daha işsizler arasına katıldı. Bu gencin sığınacağı İşsizlik Sigortası Fonu'nda 850 milyar lira var ama işsizlerin ancak altıda 1'i ödenek alabiliyor. Asgari ücret ve turizm destekleri de bu fondan ödeniyor. Fonun faiz hariç dengesi 2027'de eksiye dönüyor. Fonun yüzde 72'si devlet tahvilinde duruyor yani işsizin birikimi işsize değil Hazinenin borcuna çalışıyor.

4'üncü kapı, akşam açılmayı bekleyen kapı. Bu yılın ilk dokuz ayında en az 1.736 işçi işe gidip evine dönemedi, 66'sı çocuktu. Eylülde hayatını kaybeden işçilerin yüzde 97'si sendikasızdı, sendikalaşma oranı ise yüzde 13,8'e geriledi. 2025 yılının tamamında yalnızca 916 meslek hastalığı tanısı konmuş. Bu ülkede ya insanlar meslek hastalığına yakalanmıyor ya da hastalıklar kayda geçmiyor.

Bütçe gerekçesinde iş sağlığı ve güvenliğine dair bir hedef bulamadık. Sayın Bakan, bu 4 kapının hiçbirinin anahtarı bu bütçede yok ama bütçede çalınmadan açılan bir kapı var: Faiz. 2027'de faize 3 trilyon 975 milyar lira, Sosyal Güvenlik Kurumuna 3 trilyon 450 milyar lira ayrılıyor. 2026'da SGK'ye aktarılan kaynak millî gelirin yüzde 2,4'üne inerek 2007'den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Faizin kapısı ardına kadar açık, 183 milyar liralık prim borcuna 72 aya varan taksit kapısı da açık ancak aralık bile bırakılmayan kapılar ise emeklinin, çalışanın ve işsizin kapısı. Bir bütçe, devletin önce kimin kapısını çaldığını gösterir. Biz, emeklinin, çalışanın, işsizin ve akşam evine dönmesi beklenen işçinin kapısının çalınmasını istiyoruz.