KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Divan, Değerli Bakan, kıymetli bürokratlar, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesini konuşuyoruz. Emeklinin bütçesi, hiçbir güvencesi olmayan çalışanın bütçesi bir tarafa, bir de -bunu hep hatırlatacağız- fonlardan milyarlar kazananların bütçesi de bir başka tarafta. Önemlidir hatırlatmak zira bu fon krizi Çalışma Bakanlığından tutun da Sanayi Bakanlığına, Ticaret Bakanlığına, aklınıza gelen bütün Bakanlıklara etki edecek büyük bir skandaldır. Bu kadar büyük skandalın olduğu bir yerde kırk yedi gün sonra biz Adalet Bakanının çıkıp da şu cümleleri kurduğuna şahit olduk, dedi ki "Bu organize bir suçtur." Günaydın(!) Yani tam kırk beş gündür bas bas bağırıyoruz, iktidardaki milletvekilleri de dahi bunu zikrediyor ama kırk yedi gün sonra Adalet Bakanı çıkıp daha ilk defa bunun organize bir suç olduğundan bahsetti.

Arkadaşlar, bu ülkede gençliğini emeğine, ömrünü harcayan insanlar var ve bu insanlar âdeta bir "survivor" mücadelesi veriyorlar. İş kazalarında, korkunç durumda karnemiz, 1.944 insanımızı kaybetmişiz 2025 yılında, 22'si 18 yaşın altında yani 18 yaşın altında 22 gencecik evladımızı kaybettiğimiz bir yerde hangi ekonomik rakamdan bahsedebileceksiniz? Hadi bütün bu süreçleri geçti, çalıştı, "survivor" gibi iş kazasına uğramadı, ondan sonra ne oluyor? Emekli oluyor. İşte asıl hayat mücadelesi ondan sonra başlıyor. İşin dramatik tarafı burada, bütün bu sıkıntılardan sonra emekliyi çalıştığı dönemden çok daha zor bir hayatla karşı karşıya bırakıyorsunuz. Bunları söylüyorum. Bakın, ucuz yumurta almak için 30 kilometre yol kateden emekli var, yemek bulamadığı, kışın üşüdüğü için Cumhurbaşkanına hakaret ederek cezaevine girip barınmasını öyle sağlamaya kalkan emekli var arkadaşlar bu ülkede. Sosyal yaşamdan, ekonomik hayattan emeklimizi âdeta koparttınız; buna "sosyal devlet" diyemezsiniz. Bakın, bayram ikramiyesinden bahsediliyor, böyle bir devlet anlayışı olur mu ya? Bekliyoruz hepimiz, bir hafta kala acaba nasıl bir rakam uygun görecekler de emekliye, emekli bu sene nasıl bir bayram ikramiyesi alacak? Ya, kardeşim, şunu asgari ücrete endeksleyin, yapmayın bu zulmü bu millete. Ya, reis ne diyecek, hangi rakamı uygun görecek de bayramda bayram ikramiyesi verilecek! Asgari ücretin yarısını verin dedik, bir bayram bir yarısını, öteki bayram diğer yarısını verin dedik; devlet anlayışı bunu gerektirir. Burası sultanlarla yönetilen bir ülke mi ya? Burası hukuk devleti. Bunu bir şarta, bir kaideye bağlayın, yok tabi. Ulufe dağıtır gibi bir anlayış var. Asgari ücretlinin hâlinden hiç bahsetmiyorum bile, alım gücü her sene düşen bir asgari ücretli var karşımızda. Çalışan yoksul, emekli yoksul, gençler işsiz. Dün burada Sanayi Bakanı vardı. Ya, iş adamı da rahatsız. İş adamı neden bahsediyor biliyor musunuz? İşçilik maliyetlerinin yüksekliğinden bahsediyor, "Döviz bazında biz artık üretemiyoruz." diyor. İşçiye dönüyoruz; işçi aç, açlık sınırının altında. Emekli perişan; e, genç de memnun değil. Vallahi AK PARTİ dünyada hiçbir iktidarın başaramadığını başardı, iş adamı ile işçiyi aynı dönem mutsuz etme gibi bir kabiliyeti var bu iktidarın. Hem işçilik maliyetlerinden şikâyet eden iş adamı, bir tarafta da sıkıntısı olan işçilerimiz. Anlaşılır gibi değil arkadaşlar. Şimdi, bu devlet olma anlayışı falan değil, bu "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." anlayışı hiç ama hiç değil.

Birkaç tane de teknik konudan hemen bahsedeceğim hazır bütün bürokratlarımızı da Sayın Bakanı da burada bulmuşken. Bize çok gelen, gündeme getirilen bir konu var. O da bu aylık bağlama oranı, her yıl için yüzde 2. Yani bunun anlamı, yirmi beş yıl çalışan bir kişinin yüzde 50 oranında aylık almasıdır. Aylık bağlama oranının acilen yükseltilmesi gerekiyor. Bu bize çok aktarılan bir konu, bunu muhakkak gündeme almak gerekiyor.

Başka bir büyük problem de 5 milyona yakın kamu görevlisinin sosyal güvenlik yönüyle maaşlarından bağımsız sigorta primleri nedeniyle düşük emekli aylığı bağlanacağı gerçeği. Yani burada prime esas kazancı mesela öğretmenin, polisin 55 bin lira düzeyinde. Hâlbuki bu arkadaşlarımızın aldığı aylık maaşlar 100 bin civarında ancak emekli maaşı hesaplanırken prime esas kazançlar 55 bin lira üzerinden hesaplanıyor. Bunun gibi bize gelen birçok konu var ama bu iki konu vatandaştan bize en fazla yansıyan konu diyorum.

Saygılar sunarım.