KOMİSYON KONUŞMASI

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli üyeler, Sayın Bakan Yardımcısı, ASFAT'ın Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı, Sayıştayın değerli üyeleri; bizler, bugüne kadar Komisyona gelen kamu teşebbüslerini hiçbir zaman yalnızca kâr ve zarar üzerinden değerlendirmiyoruz. Hep şunu sorduk: Bu kurum, kuruluş amacına uygun çalışıyor mu? Emek ve toplum açısından hangi alanı dolduruyor? Kamu maliyesine yükü ne, halka katkısı ne? Halk adına kırmadan ama eleştirilerimizi de sakınmadan söylemeye çalışıyoruz. Parti olarak bu yaklaşımımızı hep gözettik, gözeteceğiz bundan sonra da. Ama bugün görüştüğümüz Askeri Fabrika ve Tersane İşletme Şirketi ile Makine ve Kimya Endüstrisi konusunda aynı yaklaşımı göstermemiz beklenmesin çünkü burada konuştuğumuz şey bir hizmet ya da bir ürün değil; silah, mühimmat ve savaş gemisidir. Sunumunuzda gösterdiğiniz teknoloji ne yazık ki, hepsi de ölüm kusan makinelerdir. Biz, savaşın da savaşa hizmet eden silahların da karşısındayız. Türkiye'de...

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Temiz bir dil kullanalım Sayın Olan.

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Efendim Başkan?

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Temiz bir dil kullanalım.

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Yani dilim kirli değil Sayın Başkan.

MAHMUT DİNDAR (Van) - Çok temiz bir dil, bunda bir şey yok Sayın Başkan.

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Sadece SİHA ve savaşa karşı olduğumuzu söylüyoruz.

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) - Ölüm kusun da bir görelim, nasıl kusuluyor.

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Yani ama öyle, gerçekte odur o.

MAHMUT DİNDAR (Van) - Silah için söylüyor, bunda bir şey yok ki arkadaşlar.

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Yani Sayın Başkanım, neyse...

MAHMUT DİNDAR (Van) - Yani silah için söylüyor, bunda bir sıkıntı yok ki arkadaşlar.

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Tamam Mahmut Vekilim.

MAHMUT DİNDAR (Van) - Silaha söylüyor yani silah ölüm kusuyor, bunda bir sıkıntı yok.

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Devam edin, buyurun.

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Neyse.

Türkiye'de barış ve demokratik toplum şiarıyla bir yol yürümeye çalışıyoruz. Aynı düşünceyle, bu barışın bütün Orta Doğu'da, bütün bölgede nasıl inşa edileceğinin yol ve yöntemini aramakla yükümlüyüz. Barışı aramak yalnızca sözle olmaz, eylemle olur. Bu bir kararlılık meselesidir. O yüzden diyoruz ki: İnsanı yaşatmanın tek bir yolu vardır; silah pazarının dışında kalmak, yaşam arayışının yanında olmak; ilaca, sağlığa, bilime, üretime yatırım yapmaktır. Sormak lazım, Orta Doğu'nun gerçekten daha fazla silaha mı ihtiyacı var? Bu coğrafyada attığımız her adımın, her karışın, boş mermi kovanlarıyla dolu olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Barışta diretmemizin anlamı tam da budur. Mermi kovanlarının yerini çiçek bahçesine dönüştürme çabasıdır. Dünden bu yana Barış Anneleri Ankara'dadır; Kurtuluş Parkı'nda ve Meclisteydiler. Evlatlarını bu topraklarda, çatışmalarda kaybetmiş annelerdir bunlar. Bize söyledikleri tek bir cümle var: Artık kan dökülmesin. Annelerin sesini duymak isteyen bir Meclis silah ihracatındaki 1'incilik ödülleriyle övünen bir şirketin hesaplarını olağan bir iş gibi geçiştirmemelidir. Cumhuriyetin birinci yüzyılı "güvenlik" başlığının altına sıkıştırıldı. "Güvenlik" kavramına sıkışmış her ülkenin benzer bir tarihi vardır, bizim de vardır. Yalnızca 2026 bütçesinde savunma ve iç güvenliğe ayrılan pay, 2 trilyon 155 milyar liradır. 2027 bütçesinde ise 3,5 trilyondur yaklaşık olarak. Bugün yoksulluğun derinleşmesinin, adaletsizliğin yaygınlaşmasının temel nedenlerinden biri bu güvenlik anlayışının ülkenin genetik kodlarına işlenmiş olmasıdır.

Şimdi, bunun dışında bir gerçekliği konuşma fırsatımız var. Güvenlik adına ayrılan bütçeleri yeniden gözden geçirmeliyiz. Bu paralar yoksullukla mücadeleye, bilime, sağlık hakkına ayrılsa, pek çok temel sorununun çözümüne giden yolu açmış oluruz. Bu yüzden barışla güvenliği değil barışla geleceği, barışla yaşamı konuşmalıyız, konuşmak zorundayız da. Elbette ki söylediklerim mesleğiniz gereği sizlere çok ütopik gelebilir ancak gerçekleşmesi pekala mümkündür.

Şimdi, Askeri Fabrika ve Tersane İşletmesine gelelim. Çok mu kıymetli bir iş yapıyor, zannetmiyoruz. Bu şirket kendisi üretmiyor, üretimi ordunun fabrikaları ve tersaneleri yapıyor. Şirket siparişi alıyor, sözleşmeyi imzalıyor, satışı yapıyor. Zaten, Sayın Bakan Yardımcımızın konuşmasının büyük kısmı da bu çerçevedeydi. Onun için, ASFAT'ın kadrosunun tümü 460 personelden oluşuyor. Mühimmat ve silah için zaten Makine ve Kimya Endüstrisi var, savunma alımları için Savunma Sanayii Başkanlığı var, tesisler zaten Bakanlığa bağlı. Bu şirket, var olan kamu tesisleri ile müşteri arasına konmuş bir aracı katmandır. Misyonunu da kendisi yazmış: Tesislerin kabiliyetlerini başta ihracat yoluyla ekonomiye kazandırmak. Pakistan'da bir bağlı ortaklığı, Kazakistan'da 2 iştiraki var. Hangi ülkelere silah ve savaş sistemi sattığını sorduk, ne yazık ki bugüne kadar Bakanlık bize cevap vermedi.

Bu şirket, olağanüstü hâl döneminde bir kararnameyle kuruldu, Meclis kurmadı, Mecliste bir gün bile tartışılmadı. O kararnameyle şirket, Kamu İhale Kanunu'ndan, Devlet İhale Kanunu'ndan, kamu personel kurallarından, iç kontrol yükümlülüğünden büyük ölçüde muaf tutuldu. Şimdi bu Meclisten kendi kurmadığı, kurallarını kendi koymadığı ve denetlenecek kuralları baştan kaldırılmış bir yapıyı ibra etmesi bekleniyor. Biz neyi denetleyeceğiz? Kimse kusura bakmasın, olağanüstü hâlle Meclisin iradesi dışında kurulmuş bir yapıyı ibra etmeyiz.

Kâr ve zarar her şey değil ama ticaret yapacak diye kurulan bu şirketin tablosuna bakmak lazım: 2023'te 4 milyar 744 milyon lira zarar, 2024'te 3 milyar 104 milyon lira kâr, 2025'te yeniden 1 milyar 59 milyon lira zarar. Dört yılda esas faaliyetten elde edilen kârın tamamı ve fazlası kur farkıyla gitti. Yurt içinde maliyetin altında, yurt dışında maliyetin 2 katına satış yapılıyor, nedeni açıklanmıyor. Akşam insanlar evine ekmek götüremezken, yoksulluk almış başını giderken kamunun kaynağı kur oyununda eriyor.

Güvenlik artık silahla, topla olmaz. Güvenlik, bir devletin kendi kurumlarını temiz tutmasıdır. Bugün yüz binlerce yurttaşın birikimini eriten bir fon vurgununu konuşuyoruz. Eski bir bakan 163 milyon liralık yatırımdan dört ay sonra 2 milyar 170 milyon lira çekmiş. Eski bir Sermaye Piyasası Kurulu daire başkanı tutuklanmış, küçük yatırımcı birkaç bin lira kazanmanın derdindeyken, birileri milyarları alıp gitmiş. Asıl güvenlik açığı buradadır. Kurumlarını temyiz tutamayan bir devleti hiçbir silah koruyamaz.

Bir şey daha var: Bu şirketin sahibi de yöneticisi de denetçisi de en büyük müşterisi de aynı Bakanlık. Bakanlık personeline şirketin kasasından ödeme yapılmış, şirket parasıyla bina yapılmış, sonra satılmış. Sakarya'daki askerî fabrika bu şirket üzerinden yirmi beş yıllığına özel bir şirkete verilmiş. Şirketin kadrosundaki işçi sayısı 406'dan 163'e düşmüş.

Değerli üyeler, sözümüz gayet açıktır: Bu halkın yoksulluğuna, bu halkın ihtiyaçlarına, bu halkın barışına ve bölge halklarının huzuruna harcanmayan her bir liranın karşısındayız. Askerî üretimin işçilerin iş güvencesi korunarak yaşama dönük sivil üretime dönüştürülmesini, bu şirketin olağanüstü hâl ayrıcalıklarına son verilmesini, silah ihracatının bütün ayrıntısıyla Meclise açıklanmasını istiyoruz. Bu nedenle, 2023 ve 2024 hesaplarının ibrasına katılamayacağız.

Barış Annelerinin sesine kulak veren bir Meclis olmak dileğiyle hepinize teşekkür ediyorum.

Sağ olun.