KOMİSYON KONUŞMASI

LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Türk savunma sanayisinin güçlü markası ASFAT'ı bugün KİT Komisyonumuzda misafir etmekten öncelikle büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim ki bugün yine savunma sanayimizin önemli bir şirketini daha -Makine ve Kimyayı- Komisyonumuzda misafir ettik. Biz bu her 2 şirketimizin de yapmış olduğu çalışmalardan son derece mutluyuz ve memnunuz. Bu manada hem Yönetim Kurulu Başkanımızı hem Genel Müdürümüzü hem de bu hususta Türk savunma sanayisine katkı sunan tüm arkadaşlarımıza, teknik kadrolarımıza başarılar diliyorum.

Sayın Başkanım, değerli katılımcılar; bildiğiniz üzere ASFAT ülkemizin savunma sanayisinde önemli sorumluluklar üstlenen, askerî fabrika ve tersanelerin kabiliyetlerini değerlendiren, geliştiren ve uluslararası ölçekte önemli projelere imza atan güzide kuruluşlarımızdan biridir. Özellikle deniz platformları, askerî gemi inşası, bakım, onarım ve modernizasyon alanlarında ortaya koyduğu çalışmalar ülkemizin savunma sanayisi kapasitesine önemli katkılar sağlamaktadır. Ancak bugün üzerinde sizler tarafından düşünmenizin önem olduğunu düşündüğüm bir konuyu paylaşmak istiyorum. Acaba, ASFAT'la Doğu Akdeniz'in, özelde de Hatay'ın yolu kesişebilir mi? Türkiye'nin savunma sanayisi üretim kapasitesini arttırırken mevcut üretim merkezlerine bağlı mı kalmalıyız yoksa ülkemizin farklı coğrafyalarında yeni stratejik üretim merkezleri mi oluşturmalıyız? Biz bu sorunun cevabının mevcut kapasiteyi koruyarak yeni üretim merkezleri oluşturmak olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede, özellikle ASFAT'ın üretim faaliyetlerinin bir bölümünün Doğu Akdeniz'e, özelde de Hatay'a, daha açık ifadeyle İskenderun Körfezi'ne taşınmasının hiç değilse sizler tarafından değerlendirilmesini arzu ediyoruz. ASFAT'ın denizcilik alanındaki faaliyetleri ve askerî tersanelerimizin mevcut üretimi yoğunluğu dikkate alındığında yeni üretim alanlarına duyulan ihtiyacın stratejik bir perspektifle ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.

Gölcük başta olmak üzere, mevcut askerî tersanelerimizin ülkemiz açısından taşıdığı önemin farkındayız. Burada yürütülen faaliyetlerin alternatifi olmak değil, bu kapasiteyi tamamlayacak yeni bir üretim ayağı oluşturmayı öneriyoruz. Çünkü savunma sanayisinde üretim kapasitesini artırmanın yollarından biri de üretimi coğrafi olarak çeşitlendirmektir. Bir üretim merkezinin bütün yükü üstlenmesi yerine farklı bölgelerde birbirini tamamlayan üretim altyapıları oluşturmak kapasite, lojistik ve operasyonel süreklilik açısından ülkemize önemli avantajlar sağlayacağını düşünüyoruz. Peki neden Hatay ve neden İskenderun? Bunun birkaç önemli gerekçesi var: Birincisi, İskenderun Körfezi'nin coğrafi ve lojistik üstünlüğüdür. İskenderun Limanı Doğu Akdeniz'in önemli ticaret ve lojistik merkezlerinden biridir. Uluslararası deniz ticareti yollarına erişimi, geniş liman altyapısı ve ağır yük taşımacılığına elverişli imkânları savunma sanayisi üretimi açısından değerlendirilmesi gereken önemli avantajlarıdır. Özellikle büyük deniz platformlarının inşasında kullanılan çelik konstrüksiyonların, gemi bloklarının ve ağır ekipmanların taşınması düşünüldüğünde deniz ulaşımının üretim süreçlerine sağlayacağı katkı oldukça önemlidir, İskenderun'un yalnızca bir liman kenti olarak değil, aynı zamanda denizcilik ve savunma sanayisi üretiminin merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiğini de ayrıca düşünüyoruz. İkincisi, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz pazarlarına yakınlığıdır. Hatay Türkiye'nin Orta Doğu'ya açılan önemli kapılarından biridir. ASFAT'ın dost ve müttefik ülkelerle yürüttüğü savunma sanayi projeleri ve ihracat hedefleri dikkate alındığında, İskenderun'un coğrafi konumu önemli bir avantaj sunmaktadır. Burada kurulacak bir üretim merkezinin yalnızca iç pazara değil, uluslararası pazarlara da hizmet verebilecek şekilde planlanması mümkündür. Böylece İskenderun Türkiye'nin savunma sanayisi ihracatında Doğu Akdeniz merkezli yeni bir lojistik ve üretim üssü hâline gelebilir. Üçüncüsü, bölgenin güçlü sanayi altyapısıdır. İskenderun, Payas ve Dörtyol hattı, ülkemizin önemli demir çelik ve ağır sanayi merkezlerinden biridir; sizin de işiniz çelikle. Gemi inşaat sektörünün ihtiyaç duyduğu metal işleme, çelik konstrüksiyon, kaynak, makine ve ağır sanayi altyapısının bölgede önemli bir karşılığı bulunmaktadır. ASFAT'ın burada oluşturacağı bir üretim merkezi mevcut sanayi kuruluşlarıyla iş birliği yaparak yeni bir savunma sanayisi tedarik zincirinin gelişmesine öncülük edilebilir. Bu yatırım yalnızca ASFAT'ın kapasitesinin arttırmakla kalmaz, bölgede faaliyet gösteren çok sayıda sanayi kuruluşunun da savunma sanayisi ekosistemine katılmasına imkân sağlayabilir. Dördüncüsü, savunma sanayisi üretimimizin coğrafi olarak çeşitlenmesidir. Savunma sanayisi gibi stratejik bir alanda üretim altyapısının farklı bölgelerde bulunması ülkemizin uzun vadeli güvenliği ve üretim sürekliliği açısından önemlidir. İskenderun'da oluşturulacak yeni bir üretim merkezi mevcut askerî tersanelerimizin yükünü paylaşabilir, eş zamanlı projelerin yürütülmesine katkı sağlayabilir ve olası operasyonel kesintilere karşı alternatif üretim merkezi oluşturabilir.

Burada özellikle belirtmek isterim ki Gölcük'teki mevcut faaliyetlerin taşınmasını talep etmiyoruz. Önerimiz: Gölcük başta olmak üzere, mevcut askerî tersanelerimizin kabiliyetlerini tamamlayacak yeni bir üretim merkezinin İskenderun Körfezi'nde oluşturulmasıdır. Herhâlde, derdimiz anlaşıldı diye düşünüyorum.

DURMUŞ ALİ KESKİNKILIÇ (Karabük) - Hatay'a yapalım bir tersane.

LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) - Komisyon üyelerimizden de bu konuda destek...

Elbette, bu bir teknik bir konu.

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) - Hatay'a tersane istiyoruz.

LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) - Teşekkür ediyorum Sayın Komisyon üyelerimize.

Hem İskenderun Körfezi'nin muazzam yönünü ortaya çıkarmak aynı zamanda da Doğu Akdeniz'de de biz ASFAT'ı görmek istiyoruz, daha çok Karadeniz'de görüyoruz, Doğu Akdeniz'de de görmek istiyoruz.

Ben tekrardan savunma sanayisi firmamızın yetkililerine başarılar diliyorum, yapmış olduğumuz çalışmalardan dolayı da tebrik ediyorum. Sadece savunma sanayisinde araç üretmiyorsunuz, ürettiğiniz araçlarda tarihe de atıfta bulunuyorsunuz. Bugün yeni ürettiğiniz bir markaya YAMTAR ismini koymuşsunuz, bundan dolayı da çok mutlu oldum. Tarihte Kürşad'ın 40 içerisinden biriydi Yamtar, bugün savunma sanayisinde üretilen bir aracımızın ismi olarak karşımıza çıkması da bize gurur verdi.