KOMİSYON KONUŞMASI

KAMURAN TANHAN (Mardin) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, değerli Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri, değerli hazırun ve basın emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakanım, bir soruyla başlamak istiyorum: Liyakate önem veriyor musunuz? Olması gereken bu. Şimdi, bunun üzerinden birkaç örnekle gideceğim. Mesela, Mardin İl Ticaret Müdürüne baktım -ben Mardin milletvekiliyim- Şırnak'a baktım, Urfa'ya baktım, Hakkâri'ye baktım, Antep'e baktım, Van'a baktım, Kilis'e baktım. Bunlar hep sınır boyunda olan ve gümrük kapıları olan ilçeler ya da iller; neredeyse hiçbirinin örgün eğitimi yok. Yani örgün eğitimden kastım lisansüstü dört yıllık bir üniversite ya da Türkiye'nin iyi üniversitelerinden mezun olan il müdürleri yok. Tamamının ortak özelliği Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesini sonradan tamamlamış olmaları. Şimdi, mevzuata baktım, 11 tane uluslararası sözleşme, Gümrük Kanunu, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, Gümrük Giriş Tarife Cetveli Hakkında Kanun ve bir kanun daha var; yine, 16 tane Cumhurbaşkanı kararı, 8 tane yönetmelik, 15 tane tebliğ, 12 tane de genelge. Şimdi, bu il müdürlerimiz liyakatli de olabilirler, bu konuya vâkıf da olabilir ama hepsinin ortak noktasının Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesini sonradan bitirmiş olmaları liyakati esas aldığınızı gösteriyor mu? Birinci sorum bu.

Şimdi, piyasa denetimi sunumunu da yaptınız: "Piyasa denetimlerini yapıyoruz, şu kadar ceza yaptık, şu kadar kişi denetledik." Sadece denetlemekle olmuyor. Sonuç değişti mi? Hayır. Bu piyasadaki denetimin amacı nedir? İç piyasayı düzenlemek, tüketiciyi korumak, haksız rekabeti önlemek, esnafı ve tüccarı desteklemek, dış ticareti geliştirmek, piyasa güvenini sağlamaktır. Şimdi, bir yere gidiyorsunuz, bir iş yerini denetliyorsunuz; bugün 3 yapmışsa denetimden sonra 5 yapıyor, 10 yapıyor, 20 yapıyor. Dolayısıyla bu denetimin de aslında bir dönüşü olmuyor. Bakanlığınız piyasayı düzenleyen ve denetleyen güçlü bir kurum değil Sayın Bakanım; genelde sorunlar ortaya çıkınca müdahale ediyorsunuz, önleyici bir tedbiriniz yok.

Yine, ciddi uygulama açıkları söz konusu. Fiyat artışlarını önleyemiyorsunuz, fiyat denetimleri neredeyse yok. Kamuoyu olmayana kadar müdahale de etmiyorsunuz; ya haberlerde çıkar ya bir gazeteciyle ya da Mecliste gündeme gelir, ondan sonra müdahale edersiniz. Tedarik zincirindeki maliyet ve kâr marjları yeterince şeffaf değil. Aynı ürün farklı marketlerde farklı fiyatlara satılıyor, burada da bir eksikliğiniz var. Yine, Bakanlığınızın fiyat oluşumunda önceden takip edilen bir sistemi yok. Bunun yerine çoğunlukla ne yapıyorsunuz? İhlal gerçekleştikten sonra ceza uyguluyorsunuz. Bu bir sisteme dönüşmüş, bu da verimliliği artırmıyor, önleyici bir durum olmuyor.

Denetimin yüksek olması tüketicinin daha uygun fiyatla ürün aldığı anlamına gelmiyor; zaten sonuçlar da ortada. Şu soruların cevaplanması gerekmiyor mu Sayın Bakanım? Ceza alan kaç işletme aynı ihlali tekrar yaptı? Denetimden sonra ürünlerin fiyatları düştü mü? Tüketicinin satın alma gücünde iyileşme oldu mu? Bu sonuçları ortaya çıkarmak gerekiyor. Ticaret Bakanlığının ceza kesen değil, adil ticareti sağlayan bir bakanlık olması gerekmiyor mu?

Yine, bir veri daha... 2025 yılında Kamu Alımları İzleme Raporu'na göre, kamu alımlarında kanun kapsamında 58 tane alım yapmışsınız -2025 yıl için söylüyorum- doğrudan teminde 658. Yani İhale Kanunu 21/(b)'ye göre bu ne anlama geliyor? İstediğiniz kişiye ihale veriyorsunuz, istemediğinize vermiyorsunuz. Bu, sadece sizin Bakanlığa özgü bir durum değil, neredeyse bir devlet, bir hükûmet politikası olmuş.

Şimdi, konularımıza gelecek olursak... Sınır kapıları; evet, bu ülkenin kanayan yaraları, sınır kapıları. Ben Mardin Nusaybin ilçesinde ikamet ettim ve Nusaybin Sınır Kapısı, biliyorsunuz, uzun zamandır kapalı. İşte, o sınır kapısı kapalı olunca sadece ticaret sekteye uğramıyor. Orada yaşayan halklar, inançlar, akrabalık ilişkilerinin tamamı zedeleniyor ve buna ne yazık ki sessiz kalıyorsunuz. Mardin'in sınır boylarında kamusal çıkarı hiçe sayıyorsunuz örneğin; Mardin özelinde gideceksek hem Şenyurt hem Nusaybin hatta Ceylanpınar'ı da Mardin'e dâhil edebiliriz.

Tarih boyunca İpek Yolu kavşağında yer almış, Orta Doğu ve Anadolu'yu birbirine bağlayan köklü bir ticaret, üretim ve kültür merkezidir Mardin. Dolayısıyla, az önce de ifade ettiğim gibi bu sınır kapılarının kapalı olması sadece ticareti etkileyen bir durum değil. Mesela, Kızıltepe Ovası'nda, yine Urfa Ovası'nda üretilen buğdayın, makarnanın, unun ticaretini, yurt dışına ihracını sadece Habur Sınır Kapısı üzerinden yapabiliyoruz ve tüm iş yükünü bir yeri yüklemiş oluyoruz. Bu da bir sorun. Şenyurt Sınır Kapısı -milletvekilli arkadaşlarım ifade etti- 1980 darbesinden sonra kapatılmış ve kırk altı yıldır ticaret ve insani geçişi yapılmıyor. Bunun başka bir örneği var mı mesela? Sadece Türkiye için demiyorum, neredeyse dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir uygulama. Neden kapalı? Bunun için bir bütçe ayırmanıza da gerek yok, bu sınır kapılarının ticarete açılması veya insani geçişlere açılması için bir kaynağa da gerek yok, oraya görevlendireceğimiz personel; onun dışında herhangi bir kamuya maliyeti ya da bütçeye bir yükü de olmaz.

Devlet veya hükûmetleri bugüne kadar sınır ticaretlerini veya sınır kapılarını hep güvenlikçi politikalar üzerinden kurmuştur. Ne yazık ki bu bugün de devam ediyor ama yaklaşık iki yıldır bu ülkede bir çatışmasızlık süreci var, demokratik toplum ve barış süreci var ama baktığımızda, bu sürecin ruhuna uygun adımlar sizin Bakanlığınız tarafından da atılmıyor; sadece siz değil, bir bütün, Hükûmetin tüm bakanlıkları tarafından bu süreç yokmuş gibi, bu çatışmalar, bu karşı karşıya gelmeleri hiç olmamış gibi, bu itirazlar hiç olmamış gibi devam etmeye çalışıyorsunuz. Bu da bu süreci sakatlayan diğer hususlardır.

Yine, Ticaret Bakanlığı 2027 bütçesinde Mardin'in bu iki hayati sınır kapısını -Ceylanpınar'ı da sayarsak 3 olur- insani geçişlere açmak için tek bir adım veya tek bir ödenek veya somut bir takvim öngörmediniz. Nusaybin Sınır Kapısı için şunu ifade ettiniz: "Suriye tarafıyla görüşülüyor." Ama geçen yıl da size sormuştum, ondan önceki yıl da sormuştum; hep görüşme hâlinde, bir türlü bu görüşme pratiğe geçmedi veya açılması için herhangi bir adım atılmadı diye biliyoruz.

Yine, Sayıştaydan birkaç örnek vermek istiyorum...

Bir de şöyle bir husus var Sayın Bakanım: Şimdi, Türkiye'deki bu üretim, özellikle tekstil, ayakkabı sektörü Urfa'da -biliyorsunuz- Antep'te, Kilis'te kümelenmişti, tamamı kuzeydoğu Suriye'ye gitti yani sınırın diğer tarafına gitti ve bunu sizin Bakanlığınızın destekleriyle yapıyorlar. Nerede Afrin bölgesinde, Azez bölgesinde oralarda ucuz iş gücü olduğu için fabrikalar kuruyorsunuz ama oranın mülk...

TİCARET BAKANI ÖMER BOLAT - Yok, biz kesinlikle...

KAMURAN TANHAN (Mardin) - Destek veriyorsunuz. Yatırım...

TİCARET BAKANI ÖMER BOLAT - Maddi destek yok.

KAMURAN TANHAN (Mardin) - En azından kolaylaştırdığınız yönünde TEPAV'ın raporlarında veriler var. Dolayısıyla...

TİCARET BAKANI ÖMER BOLAT - Siz Bakanlığa inanın.

KAMURAN TANHAN (Mardin) - Verirsiniz bakanım, biz tabii ki size inanıyoruz ama raporlar da ortada yani bu raporları da göz ardı edemeyiz.

Dolayısıyla, Kıbrıs'la ilgili Loizidou davası vardı herhâlde bilirsiniz yani Türkiye'nin hukukçuları bu konuyu bilir. Mülk, anayasal güvence altında alınan mülk, başkalarının mülküne orada ticaret yapılıyor ve Türkiye bunu destekleyicisi olduğu iddia ediliyor ya da söyleniyor, ifade ediliyor. Dolayısıyla, bu ileride Bakanlığınızı, Hükûmetinizi, hatta devleti maddi olarak ya da uluslararası hukukta zora sokacak bir durum değil midir? Sırf ucuz iş gücü olsun diye, daha çok sömürelim diye bu desteklerin olması bu ülkenin hayrına değil. Tam tersine, gelecekte daha çok zarar vereceği açıktır.

Yine Mardin Ovası için, bu sınır boylarındaki şeyimize...

Sayıştaya gelecektim. Evet, Sayıştay denetçileri Bakanlığınız için çok ciddi tespitler yaptı, 2025'te de yapmıştı. Bunların hiçbirini neredeyse...

TİCARET BAKANI ÖMER BOLAT - 3 tane bulgumuz var.

KAMURAN TANHAN (Mardin) - 3 bulguyu da geliştirmediniz veya ortadan kaldırmadınız, üstüne bu yıl daha da fazla oldu. "2021 ile 2024 yılları arasında tam 50 gümrük müdürlüğünde yükleme, boşaltma, depolama, tartım ve kantar hizmetleri ile bunlara bağlı gelirlerin tahsil yetkisi protokollerle özel kuruluşlara ve şirketlere devredilmiş." diyor. Daha vahimi, bu devir protokollerinin 7 tanesi süresizmiş; süresiz. Sayıştay raporunda yer alan bu can alıcı sorulara bu Komisyonun ve halkın önünde cevap vermek durumundasınız diye düşünüyorum. Yine, anayasal olarak toplanması gereken gümrük gelirleri, kantar ve ardiye ücretleri hangi yetkiye, hangi kanuni dayanaklarla özel şirketlere süresiz olarak devredilmiştir?

Teşekkür ederim.