KOMİSYON KONUŞMASI

AHMET ERBAŞ (Kütahya) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, Komisyonumuzun değerli milletvekili arkadaşlarım, bürokrat arkadaşlar; hepinize hoş geldiniz diyorum. Şimdiden de bütçemiz hayırlı uğurlu olsun.

Ekonomik bağımsızlığın yolu üretmekten, ürettiğini dünyaya satabilmekten ve kendi kaynaklarıyla büyüyebilen bir ekonomik yapı inşa etmekten geçmektedir. İhracat, üretim millî ekonomimizin amiral gemisidir. 2026 yılının ilk on aylık verilerine baktığımızda ihracatımızda herhâlde Cumhuriyet tarihin en yüksek oranlarına ulaşmış bulunmaktayız. 237 milyar dolara ulaşan bir ihracattan bahsediyoruz. Tabii, bu arada ithalatımız da artıyor. İthalatımızdaki artışlarının büyük bir kısmının da enerjide dışa bağımlı olmamızdan kaynaklandığını da göz ardı etmemek lazım. Elbette ihracatımızın artışını önemsiyor ve bunu ekonomimizin adına değerli buluyoruz ancak asıl hedefimiz, yalnızca ihracat rakamlarını büyütmek değil, bu büyümeyi, ülkemizin üretim gücünü artıran, ithalat bağımlılığını azaltan ve dış ticaret açığını kalıcı biçimde aşağı çeken bir ekonomik yapıyla desteklemek olmalıdır. Bizim ekonomik anlayışımızın merkezinde, fabrikasında üretim yapan sanayicimiz, toprağa emek veren çiftçimiz, alın teriyle çalışan işçimiz ve Türk malını dünyanın dört bir yanına ulaştıran ihracatçımız vardır. Ancak hedefimiz yalnızca mevcut rakamları korumak olmamalıdır; hedefimiz, Türkiye'yi, daha fazla üreten, daha fazla ihraç eden, teknolojisini geliştiren ve küresel rekabette kendi markalarıyla yer alan bir ülke konumuna taşımaktır. Bu doğrultuda, özellikle Avrupa Birliğiyle ticari ilişkilerimizin geliştirilmesi, Gümrük Birliğinin güncellenmesi ve üçüncü ülke anlaşmalarından kaynaklanan asimetriklerin giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu da yetmez, esas güzergâhlarımızdan biri de Türkiye'miz için Turan koridoru olmalıdır. Türkiye'nin Türk dünyasıyla kurduğu gönül birliğini demir, kara ve hava yollarıyla; ihracat ve üreticilerimizle birlikte bir Turan koridoruyla da güçlendirmemiz lazım. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin uygun maliyetle finansmana erişimini kolaylaştırmalı, Türk Eximbank desteklerini yaygınlaştırmalıyız. Kredi ve sigorta süreçleri hızlandırılmalı çünkü üreticimizin sipariş alması tek başına yeterli değildir, o siparişi karşılayabilecek finansa, teknolojiye ve üretim altyapısına da sahip olması gerekmektedir.

Sayın Bakanım, Kütahya ziyaretinizde ifade ettiğiniz üzere, şehrimizin 2025 yılı ihracatı 975 milyon dolara ulaşmıştır ki bu rakamlara Eti Bor'un ihracatı dâhil değildir. Ben, burada, özellikle şehrimizi sık sık ziyaret edip verdiğiniz emek için ve bürokratlarınızın destekleri için şahsınıza teşekkür ediyorum. Bu rakam Kütahya'nın sahip olduğu potansiyelinin önemli bir göstergesidir. Ancak, bizler 1 milyar dolar ihracat hedefini aşmakla yetinmemeli, önümüzdeki dönemde 2 milyar dolarlık bir ihracat seviyesini hedeflemeliyiz. Uluslararası piyasadaki etkimizi daha da arttırmalıyız. Bunun için Kütahyalı sanayicimizin finansmana erişimi kolaylaştırılmalı; markalaşma, tasarım, teknoloji ve ihracat desteklerinden daha fazla yararlanmasını sağlamalıyız. Çünkü, bir şehrin üretim kapasitesini artırmak yalnızca o şehrin ekonomisini büyütmek değildir, aynı zamanda istihdamını artırmak, ailelerin refahını yükseltmek ve ülkemizin ekonomik gücüne katkı sunmaktır.

Sayın Başkanım, Sayın Bakanım, değerli milletvekilleri; bugün finans piyasalarında yaşanan krizi ve yatırımcı güvenini tartışırken bir başka gerçeği de göz ardı etmemeliyiz. Kolay yoldan yüksek kazanç elde etmek arayışlarının gündeme geldiği bir dönemde sabah dükkânının kepengini açan, sipariş alabilmek için kapı kapı dolaşan, sermayesini üretimine yatıran, istihdam sağlayan esnafımızın, sanayicimizin ve ihracatçımızın hakkını da savunmak zorundayız. Elbette, birikimlerini değerlendiren yatırımcının hakkını korumalıyız ancak finans piyasalarından kolay kazanç peşinde koşanlarla ile alın teriyle üreten ve ülkesine döviz kazandıran insanlarımızı aynı ekonomik öncelik içinde değerlendiremeyiz. Devletin önceliği kolay kazanç düzeninin itibarını korumak değil, namusuyla ticaret yapan, üreten, istihdam sağlayan ve Türk malını dünya pazarlarına taşıyan Türk insanının önünü açmak olmalıdır çünkü Türkiye'nin ekonomik geleceği kolay kazanç arayışlarında değil, alın teriyle üretim yapan insanların omuzlarında yükselecektir. Unutulmamalıdır ki ekonomik bağımsızlık millî egemenliğimizin en önemli güvencelerinden biridir. Daha fazla üretim, daha güçlü ihracat, daha yüksek katma değer ve dışa bağımlılığın azaltılması, işte, Türkiye'nin ekonomik geleceğine yön verecek temel hedeflerimiz bunlar olmalıdır.

Bu düşüncelerle, Ticaret Bakanlığımızın 2027 yılı bütçesinin ülkemize, üretime, ihracata ve...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)