KOMİSYON KONUŞMASI

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, sizi ve heyetinizi saygıyla selamlamıyorum. Çok açık bir şekilde söylüyorum ki saygı da duymuyorum çünkü artık yaptığınız uygulamalar, özellikle fon vurgunundaki rolünüz nedeniyle nezaket kurallarını uygulayacak seviyede değiliz.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Ekrem İmamoğlu'na saygı duyuyorsun, milleti soyan İmamoğlu'na!

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Size saygı duymuyorum çünkü siz milletin en büyük sorununun konuşulduğu fon yasası teklifinde... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Fon yasası teklifinde bu Meclise saygı duymadınız, buraya gelmediniz, Türkiye'deydiniz ama buraya gelmediniz dolayısıyla saygıyı hak edecek bir pozisyonunuz yok. Siz milyonlarca insanın mağduriyetine yol açtınız, "Biliyoruz." dediniz, hiçbir şey yapmadınız. Şair diyor ya: "Bunlar engerekler, bunlar çıyanlardır; bunlar aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır." Siz milletin ekmeğine, milletin aşına göz koyanları seyrettiniz, göz göre göre milletin değerlerinin hiç edilmesini seyrettiniz. Dolayısıyla, Sayın Bakan, size sadece başlangıçta şunu söyleyebilirim: Milletten affınızı isteyin, istifa edin; millete yapabileceğiniz en büyük iyilik budur. İstifa edin, istifa edin. Dolayısıyla, sizin yaptığınız bu bütçenin millete bir hayrı olmayacağı gelişinden bellidir. Bunu burada söylemek istiyorum.

Şurada bir şema var: Şemanın başlığı "AKP'nin fonu, AKP'nin sonu" çünkü bugün konuştuğumuz şey birkaç portföy şirketinin batması değil, 455 bin yatırımcının birikimini yutmuş bir yapıdan, devletin en üst finans denetim mekanizmalarının içine sızmış bir yapıdan bahsediyoruz. Bunu da ben söylemiyorum, sizin Bakanınız söylüyor. Değerli arkadaşlar, bu yapının en başında herkesi atayan, herkesi görevden alan Sayın Cumhurbaşkanı var. Altında 3 kişi var: Birisi Cevdet Yılmaz, SPK'nin ve BDDK'nin sorumlusu, diğeri siz Mehmet Şimşek. Bir başkası, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Varlık Fonu Yönetim Kurulu Üyesi Erişah Arıcan; bugün burada yok. Neden yok? Bir şeyi merak ediyorum: Onu siz mi çağırmıyorsunuz ya da o mu sizi geçen fon görüşmelerine göndermedi? Bir şeyi merak ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Adalet Bakanının sözlerini sizlere hatırlatıyorum. Bakın, ne diyor: "Üst düzey finans bürokrasisini de kapsayan bir suç yapılanması. Üst düzey denetim mekanizmalarına sızan şebeke. Parayı kontrol eden mekanizmanın içindeki isimler rüşvet çarkını kurarak denetim mekanizmalarını etkisiz hâle getirmişlerdir." Sayın Bakan, bunu size söylüyorlar, bana değil. Bunu ekibinize söylüyorlar, size söylüyorlar, farkında mısınız? Ve sizin bir açıklamanız yok, sizin bir reddiyeniz yok. Bunu size söylüyorlar. Peki, Sayın Bakan şebekeyi söylüyor ama suç kapılarından bahsetmiyor. Ben size herkesin bildiğini tekrar edeyim: Bir, birincisi izin kapısı. İzin kapısı neresi? SPK ve BDDK; kimin piyasaya gireceğine bunlar karar veriyor yani Tera'nın, Hedef'in, Destek'in izinlerini bunlar verdiler. Bugün 3'ü de TMSF'de. Halka arzları da onaylayan yer SPK. İkincisi, SPK'nin gözetim dairesi ve Borsa İstanbul. Bir hisse senedi bir yılda yüzde 2.546 artıyor; ya, Allah aşkına, siz liyakatli kadrolar bunu görmüyorsunuz, öyle mi? Bile bile seyrediyorsunuz, bile bile seyrediyorsunuz. Üçüncüsü, Takasbank ve MKK. Sorunlu fon küçük yatırımcıya Takasbankın platformunda satıldı. Tera'nın patronu tam üç yıl boyunca ülkenin bütün sermaye piyasalarının kayıtlarının tutulduğu MKK'nin yönetim kurulunda oturdu ve Sayın Bakan, aynı yönetim kurulunda sizin basın danışmanınız da vardı, daha önceki Gelir İdaresi Başkanı da vardı, şimdi yine burada o arkadaş. Bunlar hiç görmediler mi bu olup biteni, bunlar görmediler mi? Onlar gelip size söylemediler mi? Dördüncüsü, paranın izi, MASAK. Tera hakkındaki ihbara "İleride değerlendirilebilir." denildi. Milyarlar yurt dışına çıkarken büyük işlemler için önceden onay sistemi bile yoktu ve vallahi burada MASAK Başkanı da "Benim hiçbir şeyden haberim yok." dedi. Hiçbir şeyden haberi olan bir MASAK Başkanıyla Allah aşkına nasıl çalışıyorsunuz ya? Bunda hiç sorumluluğunuz yok mu?

Beşincisi, üst koordinasyon, Finansal İstikrar Komitesi. Komite Aralık 2025'te tedbir tavsiye etti, düzenleme dokuz ay sonra, çöküşten üç hafta önce çıktı. Bu komitenin başkanı kim? Sizsiniz Sayın Bakan, sizsiniz. Dokuz ay sonra harekete geçmişsiniz. Bu denetim mekanizmasının, SPK, BDDK, MASAK ve Finansal İstikrar Komitesinin tüm sorumluluğu sizde Sayın Bakan. Bu sorumluluktan kaçamazsınız, istifa etmeniz gerekir ve siz ne yaptınız? Biz burada dedik ki: "Bu olay için bağımsız bir komisyon kurulsun, onun denetiminde olsun." Ne yaptınız biliyor musunuz? Fon vurgunu için görevlendirdiğiniz kişi Devlet Denetleme Kurulu Başkanı. Kendisi fon vurgunu olduğu zaman Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyesi. Arkadaşlar, şimdi, arkadaş Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyesiydi, denetleyecek ve denetleyeceği kişiden randevu alacak. "Alo, bana randevu verebilir misin?" Kendine diyecek bunu, kendine. Böyle bir denetleme sistemi olur mu ya? Bir de önceki Devlet Denetleme Kurulu Başkanını da görevlendirseniz, o da Takasbank Genel Müdürü olarak yaptığı dolandırıcılıktan dolayı ev hapsinde. Şimdi, böyle bir çelişki var ve Adalet Bakanı sözleriyle sizi işaret ediyor, sizin sorumluluğunuzdaki bütün bu kurumları işaret ediyor. Kurumlar kim? Ha bire birileri gözaltına alınıyor, geçen ki ekip burada eksildi, bir toplantı sonrası buradaki ekibin eksilmeyeceğini bana birisi garanti edebilir ya? Dolayısıyla bu toplantı, bu bütçe görüşmesi nasıl sağlıklı olabilir ya, nasıl vicdani olabilir, nasıl ahlaki olabilir? Birisi bana anlatsın bunu ya.

Ahtapot şeması arkadaşlar, Sayın Başsavcı ahtapottan bahsetmişti. Bugün Adalet Bakanı olarak bir şebekeden bahsediyor ama bu kez ahtapotun kolları denetim kurullarına, başı da iktidarın ta kendisine uzanıyor, ta kendisine. Dolayısıyla ahtapotu muhalefette arayanlar, ahtapot tarlasının Hazine ve Maliye Bakanlığının bahçesinde kurulmuş olduğunu sanırım aleni bir şekilde görmüşlerdir.

Evet, Sayın Bakan, birazda politikalarınıza geçelim. Siz Bakan oldunuz, en meşhur lafınız neydi? "Türkiye'nin rasyonel bir zemine dönme dışında başka bir seçeneği yoktur." dediniz. Peki, neydi rasyonel seçeneğin ilkeleri? Şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk. Yine aynı günlerde bir açıklamanız daha oldu. "Enflasyonla mücadelede temel politikamız olacak." Sayın Bakan, bin iki yüz elli gün geçti, göreve geldiğiniz günden bugüne kadar bin iki yüz elli gün geçti, şimdi soruyorum size: "Şeffaflık." dediğiniz şey şu mu, "Biliyoruz." dedikten sonra hiçbir şey yapmamak, manipülasyonun olduğu zamandan bugüne kadar dokuz ay sonra hareket etmeniz mi? "Şeffaflık." dediğiniz şey -hâlâ biliyorsunuz eminim- bundan faydalanan siyasileri, milletin paralarını fon fon götürenleri açıklamamak mı? Bunu açıklamamaya direnmek mi? Buna karışan kamu kurumlarını, kamu görevlilerini açıklamamak mı bu şeffaflık dediğiniz şey? Ve size soruyorum "Tutarlılık" dediniz, hangisi tuttu? Bugün açıklıyorsunuz işte, geldiğinizde enflasyona ne dediniz siz? Kaç olacaktı enflasyon arkadaşlar, tek haneli olmayacak mıydı? 2027 için ne demiştiniz siz, şimdi ne?

ORHAN YEGİN (Ankara) - Olacak, olacak, merak etme.

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sayın Bakan, bunu 2026 için söyledi.

Şimdi, değerli arkadaşlar, tutarlılığınız yok, şeffaflığınız yok, öngörülebilir mi peki? Hangisi öngörülebilir? Dış ticaret açığınızı öngörebiliyor muyuz? Faiz politikanız, 2025'te 2 milyar'dan bahsediyordunuz, bugün 3 trilyon 975 milyardan bahsediyorsunuz. Neye göre hareket edeceğiz ya? Sizin neyinizi biz veri kabul edeceğiz? Koskoca Bakanlık elinizde, hiçbir öngörünüz tutmuyor. Peki, uluslararası normlara uyuyor musunuz? Gidin, bakın, kendi denetim şirketleriniz milleti uyarmadı, uluslararası denetim şirketleri uyardı, sizden önce onlar uyardı. Bu millete karşı siz sorumluluğunuzu yerinize getirmediniz, uluslararası denetim şirketleri uyardı. Dolayısıyla dört ilkenizin dördünde de sınıfta kalmış bir Bakansınız.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan enflasyondan bahsediyor. Artık Türkiye'de sizin hedefiniz değil yüzde 30 konuşuluyor, herkes yüzde 30'a göre hesap yapıyor. Piyasa, kira, akla gelen "yüzde 30" diyor. Dolayısıyla sizin öngörüleriniz piyasadan uzakta.

Orta vadeli program, faiz hedefleriniz, hiçbirinin tutmadığını söylemedim, tek tek değinmeyeceğim çünkü nereye el atsak hedeflerinizin tutmadığını, orta vadeli program hedefinizin tutmadığını, Merkez Bankasının sürekli enflasyonu revize ettiğini, faiz hedefinizin tutmadığını, dış ticaret açığının tutmadığını, bütçe açığınızın tutmadığını görüyoruz. Sizin gücünüz sadece neye yetiyor, biliyor musunuz? Sizin gücünüz dar gelirlilerden, tüketicilerden vergi almaya yetiyor. Siz, milletten, dar gelirliden, tüketiciden, esnaftan vergi alıp Türk sermayesine bile değil, uluslararası sermayeye, küresel sermayeye aktaran bir Bakansınız. O yüzden istifa etmelisiniz, o yüzden istifa etmelisiniz.

Sayın Bakan, bakın, sizin zamanınızda basit bir örnek vereyim ya, basit bir veri: Borçlanma hedefi, kime sorarsanız sorun "Uzun vadeli borçlanmalıyız." der ama sizin zamanınızda -borçlanma vadelerine baktınız mı- kısalıyor ve kısa zamanda hep faiz ödemek zorunda kalacaksınız. Bu şeyi görüyor musunuz Sayın Bakan? Siz borç yönetmiyorsunuz, borç bu bütçeyi yönetiyor ve siz ne yazık ki Sayın Bakan -şunu söylemeliyim- risk de yönetmiyorsunuz, siz risk biriktiriyorsunuz Sayın Bakan, siz risk biriktiriyorsunuz, risk koleksiyoncususunuz, bu bütçeye risk yüklüyorsunuz.

Şimdi, fon kriziyle ilgili değindim az önce, tam bir yıl oldu, siz bir şeyde konuştunuz ve "Biliyoruz." dediniz ya, açıklamadınız. Neyi biliyorsunuz siz? Sizin bildiğinizi biz niye bilmiyoruz? Sizin bildiğinizi bu millet niye bilmiyor Sayın Bakan? Bu bilgileri siz kime hizmet etmek için kendinizde tutuyorsunuz? Bu Bakanlığın bürokratları bilmiyor mu? Siz kimin Bakanısınız? Bu milletin Bakanı değil misiniz? Sayın Bakan, niye açıklamıyorsunuz?

Başka bir şey mesela, hatırlatayım: Siz vergi cennetlerini açıklamadınız ya, aynı anlayış devam ediyor. Vergi cennetlerinde kim var? Açıklayın Sayın Bakan, açıklamak durumundasınız. Siz, Türkiye Cumhuriyeti'nin Hazine ve Maliye Bakanısınız, kamuoyu önünde "Biliyoruz." deyip sonra bunu açıklamamazlık yapamazsınız. Sayın Bakan, bakın, aylar geçti, kış geçti, bahar geçti, yaz geçti, yoncalar çiçek açtı, yoncalar biçildi, bu millete bu muameleyi mi yapıyorsunuz siz? Üstüne yatmayın bu işin. Bugün itibarıyla, önemli bir bölümü sizin kurumlarınızda olmak üzere onlarca kişi tutuklu, milyonlarca mağdur var. Bu sürede uyarı yapan tek kişi siz de değilsiniz; başsavcılık da yapmış, uluslararası endeks kuruluşları da yapmış. Peki, siz ne diyorsunuz? Bakın, "Çok hızlı hareket ettik, büyük ölçüde başarılı olduk." Bu mu sizin hızlı hareket etmeniz. Sonrası, hisse senedi mağdurlarını düşünüyor musunuz? Borsada değer kaybeden millî şirketleri, özeli, kamusu, düşünüyor musunuz ya! Sonra, oradan kaynaklı zayıflamalarla doğabilecek stratejik zayıflama pozisyonlarını aklınıza getirebiliyor musunuz? Bu krizin neleri tetiklediğini görüyor musunuz? Sayın Bakan, geçen sene kasımda "Biliyoruz." dediniz, şimdi "Çok hızlı hareket ettik." diyorsunuz. Bence, çok hızlı hareket edebileceğiniz bir alan var, bir kelimelik, bir saniyelik bir iş: "İstifa ediyorum." diyeceksiniz, "İstifa ediyorum." diyeceksiniz.

Sayın Bakan, bakın, Fon Yasası'nın konuşulduğu zaman burada yoktunuz, onlarca milletvekili buradaydı, millet burayı dinliyordu, "Bir çare, bir çare!" diye bakıyorlardı. Siz uluslararası bir toplantıya, Bangkok'a gitmediniz ve bütçe ve fon krizini gerekçe göstererek burada kaldınız. Peki, en önemli merkez, milletin merkezine niye gelmediniz? Milletin gözüne niye baka baka bu yasayı savunamadınız Sayın Bakan? Neredeydiniz? Bu Türkiye Büyük Millet Meclisine saygınız sadece bütçe talep etmek için mi var? Sadece bütçe talep etmek için mi buradasınız siz? Hesap vermek gibi bir geleneğiniz yok mu sizin? Bu millete hesap vermeyecek misiniz? Hesap sorulmayacak mı size? Sizin dokunulmazlığınız mı var? Böyle bir hesap vermeme durumunuz mu var Sayın Bakan? Bakın, siz buradaydınız ve gelmediniz. MASAK Başkanı geldi "Vallahi ben bilmiyorum." dedi, SPK İkinci Başkanı geldi hiçbir şey konuşmadı. TAKASBANK Genel Müdürü arada Sayın Usta, işte, buradaki muhalif milletvekillerinin sıkıştırmasıyla "Biz TERA'yı 9 milyar finanse ettik." dedi. Ne zaman? Rehber açıklandıktan sonra. Bakın, "rehber" dediniz ya az önce rehberi açıklamışsınız, iş devam etmiş. Peki, başka bir şey çıktı: İşsizlik Fonu'nun TAKASBANK'la ilgili işlem yaptığı. Bunu ne zaman, kim açtı Sayın Bakan? 2022'de açıldı. Yani daha önce bu fonlar, kamu fonları buralara para yatıramazdı ama birisi bir değişiklik yaparak İşsizlik Fonu'nun ya da başka fonların Takasbank'ta işlem yapmasını sağladı. Bunu mevzuat olarak sağladı mevzuat. Bakın, hırsızlığın, çetenin mevzuat olmasını kim sağladı Sayın Bakan, kim bunu gördü ya, kim bunu istedi kim, kim istedi bunu? İşte, kim istemişse çetenin başı, çetenin en üstteki adamlarından birisi odur, en üstteki adamlarından birisi odur Sayın Bakan.

Sayın Başkan, bakın, SPK Başkanı istifa etti. O gün gelip Tera Menkulün Takasbank'taki milyarlarca liralık işlemlerini anlatan Takasbank Genel Müdürü hafta sonu savcılıkta ifade verdi. Yurt dışı yasağı ve imza hükmüyle serbest bırakıldı. Sizin gelmediğiniz toplantıya gelen Borsa İstanbul Genel Müdürü 31 Ekimde suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçlamasıyla gözaltına alındı. 14 Ekimde bu Komisyona fon vurgununu anlatan isim, o vurgunun şüphelisi oldu ya, şüphelisi oldu, şüphelisi oldu! Sizin iktidarınız Fırat kenarındaki kuzudan sorumluydu; ya, şimdi, siz kuzuları resmen kurda pazarlıyorsunuz ya, kuzuları resmen kurda pazarlıyorsunuz ya! Böyle bir durumla karşı karşıyasınız.

Arkadaşlar, bu meseleyle ilgili uzun uzun konuşabiliriz. Şimdi, bugün "sayan bakan, paraları saya saya bitiremeyen bakan" davetle ifadeye gidiyor, bakınız, davetle ifadeye gidiyor. Bu demek ki Türkiye'de davetle ifadeye gidilebilirmiş.

Sayın Bakan, Hazine Bakanısınız ya, bu belediyelerin bütçeleri de sizi ilgilendir, onlarca belediye başkanı sabahın köründe baskınla gözaltına alındı. Birçoğunun evinde kitap ve makaleden başka bir şey bulamadınız ve bu uygulamalar o belediyelerin bütçelerinin de verimsiz uygulamasına sebebiyet verdi. Sadece Hazine Bakanlığı tarafıyla söylüyorum, o bütçelerin bu kadar etkinsiz kullanılmasına yol açan bu uygulamalardan hiç rahatsız olmadınız mı? Yaptığınız her operasyonda, her siyasi operasyonda, bozduğunuz rezervlerden, harcadığınız Merkez Bankası rezervlerinin aslında bu milletin kendi parası olduğunun farkında değil misiniz? Siz kendi siyasi ikbaliniz için milletin dolarını, milleti altınını, milletin dövizini siyasi operasyonlar için bozma yetkisini nerede kendinizde görüyorsunuz ya, nerede görüyorsunuz? Kendi siyasi ikbaliniz için bu millete operasyon yapacaksınız ve milyar milyar dolar bozduracaksınız, burada da hiçbir şey olmamış gibi oturacaksınız ve bizden saygı göstermemizi bekleyeceksiniz. Buna saygı göstermez; biz de göstermeyiz, millet de göstermez Sayın Başkan.

Şimdi, Takasbank olayını anlattık, sizin yanınızdaki arkadaşlara anlattık. Etrafınızdaki herkes bu olayın içinde, kurumlarınız bu olayın içinde ya, kurumlarınız Sayın Bakan! Şimdi, şunu söyleyebilir mi kimse bana, bu tarafa soruyorum: "Mehmet Şimşek bilgisizdir." diyebilir mi kimse? "Mehmet Şimşek hiçbir şey bilmiyordu." diyebilir mi kimse bana? Mehmet Şimşek bilir. "Bilgisiz." demiyorum ama Sayın Bakan ilgisizsiniz ve bizatihi sebep olansınız siz, sebep olansınız, gözetlemeyensiniz, denetlemeyensiniz siz, göz yumansınız siz!

Siz yeri geldiğinde neyi nasıl bildiğinizi ayrıca anlatırsınız, o bana düşmez ama siz burada bir tercihte bulundunuz tercihte, bir tercihte bulundunuz. Sizin tercihiniz millet değil, sizin tercihiniz kendi siyasi ikbaliniz ve sizin siyasi ikbalinizi sağlayacak dar bir çevreyi zengin etmek, onların ikbali; başka hiçbir şey değil Sayın Bakan.

Şimdi, burada bir sürü makroekonomik hedefle ilgili ayrı ayrı konuşabiliriz, ayrı ayrı. Birincisini söyledim direkt olarak "Görevden ayrılın." diye. İkincisi, lütfen enflasyonla ilgilenmeyin Sayın Bakan. Siz enflasyonla ilgilendiğiniz her zaman ve hedef gösterdiğiniz her zaman bu hedefler tutmuyor ki. Bırakın, vallahi piyasa kendi kendini düzeltecek ya. Çünkü niye biliyor musunuz? Siz bu piyasaya güven veren bir aktör değilsiniz. Bu piyasanın güvene ihtiyacı var. Bakın, az önce saydınız "Bu kadarını ödedik, bu kadarını ödedik." Ben de onlara bir şey söyleyebilirim ama bütün mesele ne biliyor musunuz? Para yerine gelir, ekonomi için en büyük sermaye güvendir güven. Bu piyasa size ve iktidarınıza güvenmiyor. Dolayısıyla, bu bütçede koyduğunuz hedeflere, bu bütçede koyduğunuz tercihlere güvenmiyor. O yüzden, Sayın Bakan, enflasyonla da uğraşmayın. Ve basit bir şey söyleyeyim. Ne dediniz? "Savaş oldu da tutmadı." Ya, ben bunu normalde üniversite 1'de ekonomi okuyan çocuğa sorsam, lise sonda ticaret okuyan çocuğa desem der ki: "Sayın Vekilim, ne zaman tutmuştu ki?" der. Ne zaman tuttu? Savaş olmadığı zaman tutturdunuz mu Sayın Bakan bu hedefleri? Savaş olmadığı zaman tutturdunuz mu? Hani sizin yarattığınız ekonomik düzen şoklara dayanıklıydı? Öyle anlatıyordunuz ya siz, şoklara dayanıklı bir ekonomi demediniz mi? Vallahi, bence bir şok var sadece, bugün "İstifa ettim, milletim beni bağışlasın, milletim beni affetsin." deyin ve bu iş suhulete kavuşsun.

Teşekkürler.