KOMİSYON KONUŞMASI

RIDVAN UZ (Çanakkale) - Sayın Başkan, kıymetli hazırun; bütçemiz inşallah vatanımıza, milletimize hayırlı olsun temennisiyle sözlerime başlamak istiyorum.

Kartalkaya'da yanan otelin önünde bugün tüm aileler orada; "Sesimize ses, adalet arayışına güç verin." temasıyla oradalar. Sizden geçen bütçede talep ettiğimiz istifanızı bugün burada ben, otelin önünde de aileler soruyor: "İstifa erdemdir, siz bu erdemi gösterecek misiniz Sayın Bakanım?"

Sayın Bakanım, aileler oraya giderken, Bolu'ya çıkarken yeni bir tabelayla karşılaşmışlar, tabela burada: "Bolu-Kartalkaya yolunun yapım işi Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla yapılmıştır." diye bir tabelayla karşılaşmışlar. Şimdi, Ulaştırma Bakanlığının işlerine Turizm Bakanlığı olarak girmişiz. Bu güvenli yolun sonunda güvensiz otellerde insanlar can veriyor. Bunun izahı nasıl olabilir? "İnsanın yaşamı, can güvenliği Kültür ve Turizm Bakanlığının asli görevidir." diye Anayasa'da güvence altına alınmış ve sorumluluk yüklenmişken biz bu sorumluluğu ve yükümlülüğü niye yerine getirmiyoruz?

Bir de bu ailelerden 2 ailenin size ulaştırmamızı istediği mesajı var buna, bunları da sizlerle burada paylaşmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi, Kartalkaya'da yanan otelin önündeki ailelerden Duygu Hanım, bir eğitimci, bir öğretmen; 2 evladını orada kaybetti ve size bu noktada şunu soruyor bu koca yürekli hanımefendi, Doruk'un annesi: "Bugüne kadar soruşturma izni verilen Turizm Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratlarıyla ilgili savcılık soruşturmasını tamamlayıp davaları açılmıyor. Amaç unutturmak mı? İzinleri verildi, ifadeleri alındı ama dosya donduruldu, hiçbir işlem yapılmadı. Niye bekliyorsunuz?" diye soruyor bu hanımefendi. Aynı gün oğlunun okulundan annesine bir mesaj geliyor. Nedir o mesaj? Dersleriyle ilgili yapması gereken bir bildirim gönderiyor okul annesine. Anne de "Mutlaka çözmelisin." diye sömestre tatilinde Bolu'da yanan oteldeki evladına gönderiyor. Oğlu görmüyor mesajı, gecenin ilerleyen saatlerinde tam yangının, alevin bütün oteli kapladığı ve dumanların yoğun olduğu yerde bu ufak kardeşimiz, küçük bedenli ama yüreği kocaman evladımız annesine dönüş yapıyor yani ruhunu teslim etmek üzereyken şunu söylüyor, bunu dinletmiştim bir daha dinletmek istiyorum.

(Hatibin cep telefonundan bir ses kaydı dinletmesi)

RIDVAN UZ (Çanakkale) - Son nefesinde annesine dönüp bu cümleyi kuruyor ve bu insanlar bir hak arayışı içinde. Bunu bir duygusal anlamda söylemek istemiyorum çünkü bu insanlar gerçekten vatanına, milletine bağlı insanlar ve bu 2 evladını yitiren anne Türkiye'nin en ücra köşelerinde "Onlar adına ne yapabilirim ve memleketime nasıl fayda sağlayabilirim?"in hâlâ derdindeler ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinde 3'üncü, çok yakında da 4'üncü kütüphaneyi açacaklar ve bunu yaparken de hiçbir şekilde Bakanlığımızın bununla ilgili ne bir taziyesi ne de bu işlerle ilgili bir teşekkürü olduğundan da dert yanıyorlar ve oldukça da haklılar.

İkinci ailemiz yine orada kendi eşini ve kızını kaybeden bir baba, o da soruyor, Kartalkaya yangınında eşini ve kızını kaybetti. "Etstur'un on beş yıllık müşterisiyim. Maxx Royal Otellerinizin yöneticilerinin neredeyse tamamı beni ve ailemi yakından tanır. Eşim Kübra ve kızım Alya'yla Grand Otel'e sizin şirketiniz Etstur aracılığıyla gittik. 3 kişi gittik, tek başına döndüm. Hiç değilse bir başsağlığı beklerdim bana bunu bile dilemediniz. Bu süreçte sizi daha yakından tanıdık. Dilememeniz de size yakışanıymış. Birinci sorum şu: 2 Temmuz 2024'te 2.426 tesisi belgesiz olarak listelediniz. Seyahat acentelerinden bu tesisin satışını ve tanıtımını durdurmaları istendi. Listenin 529'uncu sırasında Bolu Kartalkaya Kartal Otel bulunuyor. Öte yandan, Bakanlığınızın kendi kayıtlarında 1181 numaralı belge altında hem bu otel hem Grand Kartal hem Kartal 1 hem Kartal 2 Otel birlikte görünüyor. Bu kayıtların kapsamını ve birbirleriyle ilişkisini açıklığa kavuşturmanız gerekirken yangının ardından 1181 no.lu kayıt kamuya açık sorgulama sisteminden kayboluyor. Bütün bunlara rağmen Etstur Grand Kartal Otel'in satışını sürdürmeye devam ediyor. Hangi belgeye, hangi denetime dayanarak bize bu oteli satmaya devam ettiniz? Üstelik sahibi olduğunuz Etstur yaptığınız görüşmelerde 'Güvenli turizm sertifikalı otel' ifadesini kullandınız. İnternet sitenizde de 'güvenli aile oteli' olarak pazarladınız. Sömestr tatilinde çocuklarımızı oraya gönderdiniz. Bu güvenliği kim denetledi, kim doğruladı, doğrulamadıysanız bize hangi hakla güven sattınız?" diye soruyorlar. "Sizin 'güvenli turizm' diyerek sattığınız tatilden ben tek başına döndüm. Eşimi, kızımı ve 36'sı çocuk 78 canımızı hangi güvenlik turizm anlayışının sonucu kaybettik Sayın Bakanım?" diye soruyorlar. "Bakanlığımızın denetçileri Grand Kartal Otel'i denetlemeden önce otelin sahibinin olduğu Halit Ergül'e ait Gazelle Otel'de ücret ödemeden konaklıyorlar. Bunu mahkeme salonunda da ifade etti hem otelin sahibi hem bununla ilgili denetçiler. Gazelle Otel'in Genel Müdürü Ahmet Demir de devlet denetçilerini Grand Otel'e kendi aracıyla götürerek şoförlük yaptı. Ardından 16 Aralık 2024'te yapılan denetim raporu 78 insan hayatını kaybettikten sonra 22 Ocak 2025'te tamamlandı. Bu şartlarda yapılan bir denetimin bağımsızlığı ve güvenilirliğini nasıl savunabilirsiniz? Yangından sonra ise yangın güvenliği denetiminin Bakanlığımızın görev alanında olmadığını savundunuz. Peki, Bakanlığınızın kendi Otel Sınıflandırma ve Değerlendirme Formu'nda 'Yangın Önlemleri' başlığı altında neden 8 ayrı madde bulunuyor? Bu maddelerin hangilerini denetledik? 16 Aralık denetiminde hangi formlar dolduruldu? Bu formlar Meclise ve biz ailelere gösterilmesini talep ediyoruz." Dahası var: "16 Nisan 2025 tarihli kararınızla Bakanlık görevlileri hakkında soruşturma izni vermediniz. Haziran ayında üst düzey yöneticilerin bulunduğu isimler hakkında izin vermeme yönünde işlem yaptınız. Biz ailelerimizi kaybettik. Bu soruların soruşturulabilmesi için sizin imzaladığınız kararlara karşı mücadele etmek zorunda kaldık. Danıştayın soruşturma izni verdiği isimlerden bazıları hâlâ Bakanlıkta görevlerini sürdürmektedir. Bu kişilerin görevleri nedeniyle ulaşabilecekleri belgelerin korunması, tanıkların etkilenmesi ve soruşturmanın bağımsızlığı için hangi tedbirleri aldınız? Özellikle Neşe Çıldık'ı neden görevden uzaklaştırmadınız? Soruşturmanın önünü neden kestiniz? Delilleri nasıl korudunuz ve son olarak Sayın Bakan, kimi, neyi koruyorsunuz?" diye soruyor Hilmi Altın eşini ve çocuğunu kaybeden bir baba olarak. Kartalkaya'da kaybettiğimiz 78 vatandaşımızın ardından yönettiğiniz Bakanlığın siyasi sorumluluğunu üstlenip istifa etmenizi gerçekten beklemekteyiz. Makamlar değişir, gündemler değişir, bütçeler gelir geçer fakat milletin sizden beklediği hesap ortadan kalkmaz Sayın Bakanım. Bu vesileyle, Kartalkaya'da hayatını kaybeden vatandaşlarımıza ben bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum.

Sayın Bakanım, Çanakkale milletimizin istiklal iradesinin, şehitlerimizin emanetinin ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün askerî dehasının izlerini taşıyan bir vatan toprağıdır. Aynı zamanda Troya'sıyla, Assos'uyla, Parion'uyla, adalarıyla ve yerel üretimiyle çok güçlü kültür ve turizm birikimine sahiptir. Peki, bu birikimin ekonomik karşılığını nasıl büyüteceksiniz? Bakanlığınızın Ağustos 2026 tablosunu önünüze koyuyorum: Çanakkale'de işletme ve basit belgeli tesislerde ortalama kalış 1,93; yatak doluluğu yüzde 47, üstelik ağustos ayından bahsetmekteyim. Tesise gelişlerinin yalnızca yaklaşık yüzde 10,6'sı yabancı ziyaretçilerden oluşuyor. Bu tablo karşısında Çanakkale'nin ölçülebilir hedeflerini nasıl koyacaksınız? Hangi pazarda ziyaretçi akınını getireceksiniz? Hangi ulaşım bağlantısı nı güçlendirecek, hangi yerel işletmelere hareketlilik sağlayacaksınız? Son olarak, tarihî alanındaki gazi köylerimizle ilgili bu köylerin kalkınmasına yönelik faaliyetleri için de Alan Başkanlığına ve Alan Başkanımız Sayın İsmail Kaşdemir'e teşekkür eder, heyetinizi saygıyla selamlarım.