| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 06 .11.2026 |
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; hepinizi Yeni Parti adına saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, bugün size bütçe rakamlarını değil üç rakam sunmak istiyorum: Birincisi, rakam 78, yer Kartalkaya; belgesini sizin Bakanlığınızın verdiği bir otelde hayatını kaybeden insanlar. Tam 34'ü çocuk Sayın Bakan. Ben size baştan bir şey soracağım: 34 çocuk yanarak öldü. Sizin çocuğunuzun elinde 8 santim, 8 milim yanık olsa ne hissedersiniz? 8 milim yanık... Ve siz o günden bugüne kadar ne yaptınız onları size anlatmak istiyorum.
Bir hafta önce Göreme Açık Hava Müzesi girişinde peribacasının altında kalan insanlarımız ve rakam 3 Göreme'de. Başka bir rakam: 15. Ağustos sonuna kadar Bakan Yardımcınız olan ve eşinin ortağının yöneticisi olduğu holdingin portföy şirketine ait olup Sermaye Piyasası Kurulunun işleme kapattığı fon sayısı 15. Bu rakamları hafızanızda iyi tutun. Bu 3 rakam nereye çıkıyor biliyor musunuz? Neyi sorduruyor biliyor musunuz? Bakanlık kimi koruyor? Bakanlık kimi denetliyor? Bakanlık kime hesap veriyor? Önümüzdeki süre boyunca bunları size defalarca soracağım.
Sayın Bakan, Kartalkaya'da 78 insan öldü, 137 kişi yaralandı, 11 kişi cezalandırıldı mahkemeler tarafından. Peki, ya, Bakanlık? Bakanlık pirüpak. Ne dediniz? Yangın güvenliği denetiminin Kültür ve Turizm Bakanlığının görev, yetki ve sorumluluğunda olmadığını söylediniz. Sayın Bakan, Danıştay tersini söyledi. 9 personeliniz hakkında soruşturma izni verdi; siz kabul etmediniz, Danıştay soruşturma izni verdi. Peki, durum ne şu anda? Ortada bir iddianame var mı? Yok. Ortada sizin bir idari işleminiz var mı? Varsa bilmek isteriz. Ve Sayın Bakan 34 çocuk...
Başka bir arkadaşımız da dinletti. Bir şeyi merak ediyorum: Vicdanınızda 6 yaşında, 7 yaşında, 5 yaşında çocuklar için akıtacak bir damla gözyaşı yok mu? Verecek ufak da olsa bir hesabınız yok mu? Bir arkadaşımız dinletti, bakın, çocuğun sesine bakın.
(İstanbul Milletvekili Özgür Karabat'ın cep telefonundan bir ses kaydı dinletmesi)
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - "Anne seni çok seviyorum." diyor. Muhtemelen sizin çocuklarınız da "Baba sizi çok seviyorum." diyor. Siz Türkiye Cumhuriyeti'nin Bakanıysanız bu çocuklar aynı zamanda sizin çocuklarınız değil mi? Sizin istifa etmeniz için, bir sorumluluğu yerine getirmeniz için ne olması gerekiyor ya! Bakın, dinleyin bakın.
(İstanbul Milletvekili Özgür Karabat'ın cep telefonundan bir ses kaydı dinletmesi)
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Ben dün gece bu Komisyona hazırlanırken bu sesi dinledim ve sabaha kadar uyuyamadım. Siz nasıl uyuyorsunuz ya, siz nasıl uyuyorsunuz? Sizin istifa etmeniz için kimin size talimat vermesi gerekiyor, ne olması gerekiyor? Ne olması gerekiyor?
ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Ne olması gerekiyor? Hakikaten ya, ne olması gerekiyor?
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Ya, kaç kişinin ölmesi gerekiyor?
ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Özür bile dilemediniz!
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Kaç kişinin ölmesi gerekiyor? Bakın, bir şey söylüyorum: Sizin çocuğunuzun elinde... Yanınızda Bakan Yardımcısı var.
ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Soruşturma izni vermedin ya! Vicdansız herif!
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Ayıp ediyorsun ya!
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Hiç ayıp etmiyoruz, hiç ayıp etmiyoruz!
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Ayıp değil, ayıp değil! Bu, vicdana sığmaz, bu, vicdana sığmaz! Ayıp değil ağabey, değil!
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Bakın, şu nur yüzlü çocuğun hatırına konuşuyorum, Allah rahmet eylesin. Şu nur yüzlü çocukların hatırına, rahmetine konuşuyorum. Sizin çocuklarınızın eli 8 milim yansın ya, 8 milim, ne yaparsınız ya, ne yaparsınız? Eşiniz -anne ya da baba- sizin çocuğunuzun elini sizden bilinçsiz yaksa ne yaparsınız? Evde ortalığı kaldırırsınız ya. Böyle bir düzen olur mu ya, böyle bir düzen olur mu! Kaç çocuğun yanması gerekiyor, kaç çocuğun?
Sayın Bakan, herkes değişiyor Bakanlıkta, herkes değiştiriyor, bir siz değişmiyorsunuz ya. Siz neden değişmiyorsunuz? Bizim oralarda bir laf var. Hani böyle keçilerin boyunlarına püskül takarlar, zil takarlar. Siz gök keçinin püsküllü oğlağı mısınız ya? Seçilmiş birisi misiniz siz? 2018'den bugüne kadar herkes değişirken siz neden değişmiyorsunuz? Ve tekrar ediyorum: Kaç çocuk ölmeli? Böyle bir kriteriniz mi var?
Sayın Bakan, bakın, her şey denetimsizlik. Diyorsunuz ki: "Araçlarımız yetersiz." Araç alın kardeşim. Böyle bahane olur mu? "Araçlarımız yetersiz." Bakın, denetim sayılarını size söylüyorum: 2025'te Sayıştay raporu "9.041" diyor. 2027 hedefiniz ne? Bakın önünüze, bakın. Bakın önünüze, kaç? 7 bin. Denetimsizlikten insanlar ölüyor, siz denetim sayısını azaltmayı hedef koyuyorsunuz.
Sayın Bakan, çok konu var, başka bir konu, burada Alevi kuruluşlarını temsilen Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı var. Bakın, Alevilikte en temel konulardan biri razı olunmuş ve razı olmuş olmak gerekir yani temel kavramlardan bir tanesi "rızalık" kavramı. Ben hanımefendiyle hiç karşılaşmadım, kamuoyundan takip ediyorum, bireysel hiç bu husumetim de yok ama -temel bir öğretiye aykırı- hangi Alevi kurumunun rızalığını aldınız? Kimin rızasıyla siz oradasınız, kimin rızasıyla?
Şimdi, başka bir soru, Esenyurt'ta bir cemevi var, bu Hükûmet her yere kayyum atıyor, televizyona atıyor, partiye atıyor, derneğe atıyor, gazete yatıyor. Cemevine kayyum atanır mı ya? O cemevine kayyum atananlar da polisle girmeyi devlete salık veriyor "Devletimizin gücünü görmek istiyoruz." diyor. Bak, bak, ya milletine karşı olan bir devletin gücü olur mu ya? Böyle bir şey olabilir mi? Bu arkadaşlar kimden cesaret alıyor? Bu arkadaşlar kim, kimi temsil ediyor? Alevilikte aslında söyleyeceğim en temel şey rızalıktır ve başka bir konu, niye size bağlı ya, niye size bağlı? Niye Cumhurbaşkanlığına bağlı değil bu kuruluş?
GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Neden gülüyorsunuz? Komik bir şey söylemiyor.
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Çok ciddi bir şey söylüyorum hanımefendi.
ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANI ESMA ERSİN - Celal Bey, teşekkür ediyor.
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Celal Bey teşekkür edebilir, ben etmiyorum, ben size söylüyorum, ben biliyorum ne olduğunu. Ben size bir şey soruyorum: Siz kimin rızasını aldınız, sizi kim atadı? Alevi kurumları mı atadı yoksa siyasi bir irade mi atadı sizi? Çok net soruyorum: Sizi kim atadı? Alevi kurumları mı sizi öngördü yoksa Sayın Cumhurbaşkanı, bir siyasi irade mi atadı? Ben de Aleviyim, ne olduğunu biliyorum ben. Benim kastım siz değilsiniz, bu düzen, değişmesi gereken bu düzen, çok net söylüyorum.
Şimdi, Sayın Bakan, bir başka Bakan Yardımcınız var, adını siz biliyorsunuz, eşini az önce söyledim, adı Sayın Batuhan; kimse dokunamıyor buna, sizden gidiyor, başka bir yerde BTK'de, bütün hesapları yasaklayan bir kurulda görev yapıyor; ya, siyaset, medya, ticaret, sermaye, hepsini bir araya getiren bir adam. İhalelerin başında, reklamların başında, sizin yanınızda çalışıyor ve sonra tesadüf mü ki fon skandalından kısa bir süre önce görevinden ayrılıyor. Eşi de o portföyde yönetim kurulu üyesi. Bunun ilgili hiç sorumluluk duyuyor musunuz? Kaç yıl yanınızda çalıştı, hiç sorumluluk diyor musunuz bu arkadaşla ilgili? Bu arkadaş niye bu kadar özel bir adam? Niye bu kadar korunuyor Sayın Bakan?
Şimdi, Sayın Bakan, 222 milyonluk yolluk istiyorsunuz, ödenek. Daha önce bu ödenek sırasıyla 2022 14,6; 2025 177 ve şimdi 222... Bu paralar harcanırken sahnede ne oluyor? Anadolu'da dolaşan sanatçı harcırahını turnikeden döndükten sonra alıyor. Moskova turnesinde sanatçılardan harcırahlarının bir kısmından vazgeçmesini istediniz mi Sayın Bakan? Kadroda oyun yönetecek sanatçılar sıra beklerken dışarıdan getirilen rejisörlere bir sezonda 8 oyun yönettiriyor musunuz? Biletler 115 liradan 450 liraya çıktı ve biletler "Biletinial" denen bir şirket üzerinden satılıyor. Hangi ihaleyle seçildi bu firma? Bu firma hangi ihaleyle seçildi? Bunu size soruyorum.
Ve arkanızda çok ünlü bir sanatçımız var, çok ünlü, Tamer Karadağlı, diyor ki "Lale devri bitti." Taner Bey, lale devri sanatçılar için bitti de yöneticiler için mi başladı? Sayın Bakan, bu soruyu siz sorarsınız herhâlde çünkü muhatabı biz değiliz.
Konuşacak çok şey var, bir şey daha var, özetle Sayın Bakan, sizi vicdana, sizi bu çocukların hatırına, bu ailelerin anısına, bugün burada saygılı bir iş yapmaya ve görevinizi bırakmaya davet ediyorum. Çok büyük ödenekler kullanıyorsunuz, söyleyecek çok şey var ama siz hâlâ devam ediyorsunuz ya, anlamıyorum ben bunu.
Ve burada bir de RTÜK'teki arkadaş var, fonla ilgili konuşulan televizyonlara benim de olduğum bir programda ceza vermişsiniz. Bakın, açık bir şey söylüyorum: Fonla ilgili kim konuşuyorsa kamusal görev yapıyor kardeşim. Siz kamusal görevi cezalandıramazsınız.