| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 06 .11.2026 |
GÜLCAN KAÇMAZ SAYYİĞİT (Van) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Herkesi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, barış ve demokratik toplum sürecinin yalnızca Dışişleri, İçişleri ve Millî Savunma Bakanlıklarının katılımıyla yürütülmesini bizler eksik olarak değerlendiriyoruz çünkü Kürt varlığının tanınması ve Kürt meselesinin kalıcı çözümü başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere, diğer bakanlıkların da üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini zorunlu kılmakta. Özellikle Kürt dilinin arşiv ve envanterinin çıkarılmasıyla coğrafyamızdaki kültürel mirasın korunması konularında Bakanlığın kritik bir rol üstlenmesi gerekiyor.
Ben buradan, geçen, Sayın Cumhurbaşkanının Ahmed-i Hani'ye verdiği Vefa Ödülü'ne değinmek istiyorum. Belki "Bizim alanımız değil." diyeceksiniz ama bizler açısından Ahmed-i Hani hem tarihsel hem kültürel hem sosyal hem de toplumsal bir hafızadır, bir mirastır, bir filozoftur. Geçen günlerde, siz de biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı tarafından "gönül ve fikir dünyasının yıldızı" diye anılıp Ahmed-i Hani'ye Vefa Ödülü verildi. Oysa Hani'nin ana dili olan Kürtçe kamusal alanda hâlâ yasak, ana dilinde eğitim Anayasa'yla yasaklanmış, Kürtçeye yönelik saldırı ve engellemeler de sıkça yaşanmaya devam ediyor. Yine, bizler, Ahmed-i Hani'nin torunlarını kendi dilinden mahrum bırakmanın onun için vefa olmadığını, olmayacağını da ifade etmek istiyoruz. Bir de Ahmed-i Hani'nin ismi bile Ahmed-i Hani diye yazılmış yani kendi dilinde yazılmamakta, bıraktığı eserler de kullandığı dilde yazılmamakta. Hani'ye gösterilebilecek en gerçek vefalı tutum da nedir, biliyor musunuz? Kürtçenin yasal olarak tanınmasıdır.
Şimdi, Kürtçeyi bugüne kadar taşıyan en temel unsurların başında "..."(*)'lik ve "..."(*)'lik gelmektedir. Bunları tamamlayan en önemli sözlü kültür unsuru ise bizler açısından "..."(*)'lardır. Arkadaşlarımız da değindi ama burada ben de altını çizmek istiyorum. Her halk gibi Kürtler de acılarını ağıtlarla anlatmış, sevinçlerini "..."(*)'lara dönüştürmüş bir halktır fakat Kürtçeye yönelik yasaklar ve asimilasyon politikaları sonucunda sözlü kültürde ciddi ve geri dönüşü zor kayıplar yaşanmıştır. Kürtçe sözlü kültürün envanteri çıkarılmamış, özgün hâliyle arşivlenmemiştir. Bu durumun birinci dereceden sorumlusu şüphesiz sizin Bakanlığınızdır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren devlet politikası olarak yürütülen derleme çalışmalarında Kürtçe eserlerin önemli bir kısmı bilinçli bir şekilde Türkçeleştirilmiştir. Özellikle 1952, 1962 ve 1977 yıllarında yapılan geniş kapsamlı derlemelerde Kürtçe sözlü kültür ürünlerinin özgün hâliyle kaydedilmesi yerine Türkçeye aktarılması sistematik bir hâle gelmiştir. 1980 sonrasında Kürtçenin yasaklanmasıyla beraber bu asimilasyon politikaları daha büyük bir boyuta evrilmiştir maalesef. Ömrünü Kürt müziğine adamış müzikolog Veysi Varlı'nın tespiti de bu gerçeği doğrulamaktadır. Kendisi derlenen 28 bin "..."(*)dan en az 4.971'inin Kürtçeden Türkçeye aktarıldığını belirtmiştir. Yine, Kürtçe eserlerin Türkçeleştirilmesi aynı zamanda bir telif hakkı meselesidir. Bakanlık, gasbedilen telif hakları konusunda da adım atmalıdır. Bir halkın kültürel değerlerinin yağmalanması bizler açısından görmezden gelinmeyecek kadar önemlidir, hayatidir. Bu yüzden, Kültür ve Turizm Bakanlığı bu kayıpların telafisi için mutlaka ayrı ve yeterli bir bütçe ayırmalıdır.
Sayın Bakan, Van uzun yıllardır ihmal edilen bir kent. Siz, 27 Mart 2024 yılında Van'ı sanat ve turizm açısından dünya vitrinine çıkaracağınızı belirttiniz ama sahada durum pek de bununla uyuşmuyor, bunu ifade edelim. Tarihî kiliseler tahrip olmuş, neredeyse fiziksel bütünlüklerini kaybedecek noktaya kadar geldi. Başkale travertenleri ve "..."(*) gibi değerler gereken ilgiyi görmüyor. Van Gölü için hâlâ kalıcı bir koruma planı yok. Müzemiz on aydır kapalı Sayın Bakan, turizm sezonu boyunca bir müzenin kapalı tutulmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Yine, Van'ın kültürel ve turistik potansiyelinin yıllardır süren ihmal politikalarıyla heba edilmesi, bölgenin kalkınması ve toplumsal barış açısından da olumsuz sonuçlar doğuruyor.
Şimdi, Van için "2025 yılı Urartu yılı olsun." demiştik. Bu, yerini bulmadı. Siz de, herhâlde, bu "yıl ilanlarını" da iptal ettiğinizi söylemişsiniz ama biz 2026 için bunu tekrar ifade ediyoruz. 2027 için Urartu yılı ilan edilmesini istiyoruz Van'ın. Kültür Yolu Festivali adı altında festivaller düzenliyorsunuz ama bizim kültürümüzle alakası olmayan festivaller. Ayrıca, Van'da Urartu alan başkanlığı kurulmasını da talep ediyoruz.
Teşekkür ederim.