KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Bakanım, teşekkür ediyorum, siz ve kadronuz Meclisimize hoş geldiniz.

Öncelikle, daha önce de ifade edildiğini zannettiğim arkeolog sanat tarihçisi müze araştırmacısı ve teknik hizmetler sınıfındaki uzmanların 4200 ek gösterge talebi ile Devlet Tiyatrolarında yıllardır görev yapan yaklaşık 300-350 sözleşmeli sanatçının 4/B statüsüne geçirilmesine yönelik taleplerini ben de size hatırlatmak istiyorum.

Sayın Bakanım, önceki yıllarda birçok kere sizden Mersin'in Kültür Yolu Festival ağına alınması yönünde taleplerimiz oldu hem burada konuştuk hem Genel Kurulda konuştuk hem de sizden bizzat ricacı olduk. Geçen yıl aldınız teşekkür ediyoruz. Büyük bir heyecanla festival açılışının olduğu gün ben Mersin'e de geldim fakat bir baktım, biz davetli değiliz. Şimdi, Allah aşkına, orada sizi alkışlayan birkaç yüz arkadaşın yanında biz de sizi alkışlasaydık bir şey mi eksilecekti sizden, nasıl bir yanlış olacaktı? Bir ilde açılacak Kültür Yolu Festivalinin açılış programına o ilin milletvekillerini davet etmemek nasıl bir anlayıştır? Kültür gibi kapsayıcılığı, kuşatıcılığı, ortak değerleri öne çıkaran bir programda bile bu ayırımcılık yapılıyorsa diğer konularda biz kime ne anlatacağız? Ulaştırma Bakanı bizi Çukurova Havalimanı açılışına davet etmedi, dedik ki: "Ulaştırmadır, tekniktir bu konuları bilmez." Yani Kültür Bakanlığı böyle bir hata yapabilir mi Allah aşkına?

Bir başka konu Sayın Bakanım. Sekiz yıl dört aydır görevdesiniz Türkiye Cumhuriyeti'nin en yüksek görevli Kültür Bakanı olma unvanını ele aldınız, hayırlı olsun; umarız hayırla anılırsınız. Aynı zamanda TİKA'dan RTÜK'e yazma eserlerden vakıflara kadar yine Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en geniş yetkili Kültür Bakanı olarak görevinizi sürdürmektesiniz. Sizi şöyle bir muhasebeye davet ediyorum: Lütfen, yarın ya da öbür gün ilgili arkadaşlarımızdan da yardım isteyerek göreve başladığınız günden bugüne kadar Mersinle ilgili yapılmış olan çalışmaların bir muhasebesini çıkarınız. Gerek sahil bölgelerine verilen destekler gerek kültürel çalışmalar gerekse de oradaki turizmin bir bütün olarak yükseltilmesi konusunda. Bizi, İzmir gibi, Antalya gibi karşılaştırılabilir illerle bir karşılaştırınız "Acaba bu süre içerisinde biz Mersin'e ne yaptık ya da yapmadık?"

Bir soru önergesi verdim, öncelikle cevabınız için teşekkür ediyorum; hiç cevap yazmayan bakanlarımız da var. O nedenle, 4 sayfalık bir cevabı almak benim için teşekküre değer bir durum. Sayın Bakanım, bunu incelediğiniz zaman, Mersin'le ilgili Bakanlığınızın son yıllarda öne çıkan en önemli faaliyeti GoTürkiye Platformu'nda 5,3 milyon gösterim elde eden filmlerdir. Allah aşkına, koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti Kültür ve Turizm Bakanlığının Mersin'le ilgili bize sunacağı rapor bu mu olmalıdır? Bugün herhangi bir sosyal medya kullanıcısının kişisel hesabında milyonu aşan birçok gösterimle karşılaşabilmekteyiz.

Sayın Bakanım, Mersin'in 321 kilometre bakir sahili var. Zaten diğer konuları vazgeçtim; iki yıldır millet denize giremiyor. Geçen yıl Taşucu'nda canlı hayvan ithalatı nedeniyle denize giremedi vatandaşlar, bu yıl da plastik atıklar ve mikroplastikler nedeniyle Tarsus sahilinden Anamur'a kadar insanlar denize giremedi. Zaten sahil boyunca -biliyorsunuz- beş yıldızlı otelimiz neredeyse yok. Tisan Adası'nın başına gelenlerden haberdarsınız her ne kadar Çevre Bakanlığı sorumlu olsa da. Bu tabloda normal yazlıkçılar, Mersinliler dahi denize giremiyorsa Mersinle ilgili bir büyük programı nasıl yürüteceğiz Allah aşkına? Kaç tane Adana'da faaliyet gösteren plastik fabrikasının hatırı için koca bir şehrin bütün bir sahil bandı maalesef yok ediliyor. Yine, Çukurova Havalimanı'nın hemen yanına bir uluslararası fuar alanı talebimizi bu vesileyle ifade etmek istiyorum. Çok konu var, otuz saniyemiz kaldı.

Biz Sayın Mehmet Daniş'e kıyamıyoruz ama gündüz kuşağı programları her gün bize kıyıyor. İşleriniz yoğun; lütfen giriniz, "Rahmi Bey, ATV, Müge Anlı" diye yazınız ve dün değil evvelki gün hangi rezaletin yaşandığına tanıklık ediniz ama bugüne kadar maalesef, yerli ve millî iktidar medyasındaki bu rezil ve bu alçak yayınların hiçbirine adamakıllı bir cezai şart düzenlenmemiştir ve bunlar tam aksine, kamu eliyle reklamlar verilmek suretiyle ödüllendirilmiştir. "Aile On Yılı"nda bizim hak ettiğimiz yayın politikası bu değildir.