KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET BAYKAN (Konya) - Sayın Bakanım, şahsınızda Bakan Yardımcılarımızı, bürokrat arkadaşlarımızı selamlıyor, bütçemizin hayırlı olmasını diliyorum.

Efendim, geniş bir yelpazede Kültür ve Turizm Bakanlığımız faaliyet gösteriyor. Yurtdışı Türkler Başkanlığından TİKA'ya, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumundan Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığından Devlet Tiyatroları, RTÜK, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğüne, Çanakkale Alan Başkanlığına, Yazma Eserler Başkanlığına, Yunus Emre Enstitüsü, Kütüphaneler Genel Müdürlüğü ve saymakla yetiştiremeyeceğimiz birçok genel müdürlük ve başkanlık Bakanlığınızda faaliyet gösteriyor. Efendim, çalışmalarınızın gerek ülkemizde gerek gönül coğrafyamızda ve dünyada yarattığı etkiyi, başarılı sonuçları da görmekten mutluluk duyuyoruz.

Ben de bugün bütçeniz vasıtasıyla Konya'mızda son dönemde vakıf eserlerinin ihyası ve yapılan çalışmalar hakkında söz almış bulunuyorum. Sözlerime Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir eserinden ilhamla Konya'nın geçmişine, hatıralarına ve iz bırakan güzelliklerine dair birkaç cümleyle başlamak istiyorum: "Konya'yı üzerine her düşündüğümde zihnimde önce geniş bir bozkır belirir, sonra bu sessizliğin içinden yükselen kubbeler. Onu asıl kuran şey taş değil zamanın kendisiydi." diyor Tanpınar ve devam ediyor: "Burada zaman birbirini takip eden günlerden ibaret değildir, aynı meydanda bir çocuk koşarken yüzyıllar önce geçen bir dervişin sessiz adımları da insanın hayaline karışır. İnsan bu eserlerin önünde uzun uzun durunca her taşın içinde sabırla işlenmiş bir düşünceyi hisseder. Medeniyet bazen kitaplarda değil, taşın sessizliğinde okunur. Bazı şehirlerden ayrılırız, hatıraları bizimle gelir, bazılarıysa bizden hiç ayrılmaz, Konya insanın içinde yaşamaya devam eden şehirlerden biridir. Belki de bunun için her hatırlayışımda onu yeniden keşfederim." Evet, Konya dün de güzeldi, bugün de güzel ancak bizlere düşen görev, bu güzelliğin yarınlara da aynı ihtişamla taşınmasını sağlamaktır. Konya yalnızca Anadolu Selçuklu Devleti'ne başkentlik yapmış bir şehir değildir, Konya ilmin, irfanın, sanatın, hoşgörünün ve vakıf medeniyetinin asırlardır yaşadığı müstesna bir şehirdir. Mevlâna'nın gönül dünyası, Şemsi Tebrizi’nin hikmeti, Kadı Siraceddin'in adaleti, Sadrettin Konevi’nin ilim geleneği ve Selçuklu mimarisinin taşlara nakşettiği zarafet bu şehrin medeniyet kimliğini oluşturmuştur. Vakıflar Genel Müdürümüz Sinan Aksu Bey'in açıkladığı üzere, Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasında bugüne kadar tespit edilen 62 binden fazla vakfın 1.579'u Konya'da kurulmuştur. Bu rakam Konya'nın yalnızca tarihî eserlerle değil, vakıf kültürü ve hayır medeniyetiyle de ne kadar güçlü bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Anadolu Selçuklu döneminde 38 medreseye ev sahipliği yapmış bir şehirden bahsediyoruz, bu medreselerde Anadolu'nun ve Türkistan coğrafyasının insanı yetişmiş, ilim ve irfan geleneği nesilden nesile aktarılmıştır. Konya'daki vakıf eserlerinin ihyası benim için ayrıca şahsi önem taşımaktadır. Geçmişte Sahip Ata Külliyesi'nin önünden geçerken cami dışındaki bölümlerin bakımsızlığına şahit olurduk, külliyenin bazı bölümlerinde sokak hayvanlarının barındığı, çevresini otların sardığı, tarihî yapıların âdeta kendi kaderine terk edildiği günleri hatırlarız. Bugün aynı eserin geçmişteki ihtişamına kavuşması için gayret gösterilmesi bizler için sıradan restorasyon çalışmasının çok ötesinde bir anlam taşıyor, bu ta çocukluğumuzda kalan bir üzüntünün yerini gurura bırakmasıdır. Bu vesileyle Sahip Ata Külliyesi başta olmak üzere, Konya'daki vakıf eserlerinin ihyasına önem veren ve gerçekleştiren Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy'a bakan yardımcılarımıza, çalışmaları gerçekleştiren Vakıflar Genel Müdürlüğümüze ve Genel Müdürümüz Sinan Aksu'ya teşekkür ediyorum. İnce Minareli Medrese'nin restorasyonu ve taş kapısındaki eksikliklerin giderilmesi, Sahip Ata Cami ve Hangahı'nın ihyası, Sultan Selim Camisi'yle Şerafettin Camisi'nde yürütülen çalışmalar bu gayretin önemli örnekleridir. Tarihî eserleri restore etmek kadar onların özgün kimliğini korumak, yaşatmak ve gelecek nesillerin hayatına dâhil etmek de önemlidir. Bu bakımdan Konya'da yürütülen çalışmaların kararlılıkla devam etmesini, restorasyona ihtiyaç duyulan diğer eserlerimizin de bu çalışmaların kapsamına alınmasını temenni ediyoruz. Unutulmamalıdır ki, bir medrese yalnızca taş duvarlardan ibaret değildir. Bir cami yalnızca kubbe ve minareden ibaret değildir, her biri kendi döneminin inancını, sanatını, estetik anlayışını ve toplumsal hayatını anlatan birer tarih bölgesidir.

Bu duygu ve düşüncelerle şehrimize yaptığınız çalışmalardan dolayı tekrar sizlere teşekkür ediyor, Bakanlığımızın bütçesinin ülkemiz, milletimiz ve kültür hayatımız için hayırlı olmasını diliyorum.